Duvar tenisi

8 Ağustos 2018

Duvar tenisini andıran bir maç izledik. Fenerbahçe ayağına gelen her topu ileri vurdu, bu topları toplayan Benfica pas üzerine pas yapıp Fenerbahçe’nin altıpastan çıkmasını engelleyip kendi başına oynayıp durdu. Dün birden fazla atamayan Benfica ciddi anlamda şanssız, Fenerbahçe ise şanslıydı... Hatırlatmakta fayda var Fenerbahçe’nin yediği golde ciddi bir kaleci hatası var.
Elbette rövanşta cezası biten Souza’nın, biraz daha güçlenmiş Soldado’nun, sakatlığı geçmiş, Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan tempoyu sağlayacak Ayew’in katılımıyla daha farklı bir Fenerbahçe izlememiz olası... Ancak net bir sorun var ki, sarı-lacivertli takım şuanda hangi oyuncuyu devreye sokarsa soksun bu sorunu giderme ihtimali kısa sürede yok gibi... Vurgulamak istediğim sorunun karşısında, yeni sisteme uyum ve takım olma olgusu yazıyor.
Dün artık ne yazık ki Fenerbahçe’de klasik haline gelen hücuma çıkarken top kaybetme hastalığı zirve yaptı. Geçen sezon sırf bu nedenle Aykut Kocaman, Isla ve Valbuena’ya kement atıp onları yedek bankına çekmişti. Ne ilginçtir ki, bu ikili dün Benfica karşısında yine kritik bölgede rakibe en çok top kaptıran oyunculardı. Valbuena’daki tek gelişme ise hakkını teslim edelim,

Yazının Devamı

Kocaman iflas

11 Mayıs 2018

Okan Buruk ve talebelerine yürekten alkış... Bu kupa onlara analarının ak sütü gibi helaldir... Aslında Akhisar için son derece kolay bir maçtı... Sezonda iki kere yendikleri takımı, üçüncü defa yenmek onlar için çocuk oyuncağı misali son derece kolaydı. Okan Buruk, Aykut Kocaman’ın herzamanki gibi korkak oynayacağını, Valbuenasız oynama saplantısından vazgeçmeyeceğini gayet iyi bildiği için topu bıraktı Fenerbahçe’ye, üç kere gidip istediği golleri buldu, haklı olarak da kupanın sahibi oldu. Akhisar’a bu kupa çok yakıştı.

Bir kez daha gördük ki, Aykut Kocaman’ın tutuculuğu, saplantısı, korkak pas oyunu, garip oyuncu tercihleri ve benzeri bir çok acayip uygulamaları Fenerbahçe’ye pahalıya patladı.

Yaptıklarını anlamak mümkün değil... Neredeyse üç haftadır takımın en kötüsü Alper, “bu ülkede futboldan anlayan-anlamayan herkesin görüşü bu yönde” Aykut Kocaman ısrarla onla başlıyor ve koskaca 45 dakikayı heba ediyor... İşte en son örnek Bursaspor maçı...

İkinci yarı zorunluluktan çift santrfora dönüyorsun ve belki seni kupaya götürecek golü de buluyorsun... Sonra inanılmaz bir biçimde takır takır işleyen sistemi bozup çift santrfordan vazgeçiyorsun... Ellerinle Akhisar’a maçı teslim

Yazının Devamı

Tutuculuk

7 Mayıs 2018

Aykut Kocaman yatsın kalksın Fırat Aydınus’a dua etsin. Aydınus, Titi’ye o kırmızı kartı çıkarmasa, Kocaman’ın oyun anlayışıyla ne kadar golcü var onların hepsini sahaya sürse bile Fenerbahçe gol atamazdı. Bırakın 5-10 dakikayı iki 90 dakika dahi oynansa hiçbir değişiklik olmazdı... Aykut hocanın bu ısrarını aslında ısrar demek yanlış, bu tutuculuğunu anlamak mümkün değil.

Alper oyunda, Valbuena kenarda. Alper’in oynadığı ilk 45 dakikada tek bir pozisyon yok. İkinci devrede Valbuena oyunda, pozisyon üstüne pozisyon, bir o kadar da hücum zenginliği var. İşin ilginç yanı, Alper’in kaybettiği top sayısıyla Valbuena’nın ki neredeyse aynı. Bu maç Valbuena varken daha farklı oynandı. Ve gerçekçi konuşalım Fenerbahçe’de Valbuena varken o maçların tamamı da farklı oynandı.

Yiğidin hakkı yiğide, elbette futbol sonuç oyunu. Üç puanı kazanan alıyor. Ama bu maçta alkışı alacak taraf hiç tartışmasız Bursaspor’dur. Haftayı yarım yamalak antrenmanlarla, hatta son iki gün neredeyse hiç idmansız geçiren, bir hafta önce ligde kalmayı garantileyerek hedefsiz kalan ve bu nedenle müthiş bir rahatlama içine giren Bursaspor’dan, belki kendi camiası bile böylesi bir reaksiyon beklemiyordu.

İlk yarı

Yazının Devamı

Beş benzemezle rest

16 Nisan 2018

Galatasaray evinde kazanma becerisiyle, becerinin de ötesinde artık alışkanlık haline gelen yapısıyla zoru biraz da Abdullah Avcı’nın tercihleriyle kolaya çevirdi... Ve belki de şampiyonluk hedefinde %50’lik barajı aştı.
Başakşehir, doksan dakika boyunca bildiğimiz Başakşehir gibi hiç oynamadı. Karşılaşmanın neredeyse tamamında Galatasaray’ın baskılı, tempolu, ağırlıklı olarak kanatlardan oynamasına çözüm üretemedi. Oyunu tutmak, topun daha çok Galatasaray’da kalmasına izin vermek ve sonuçta Ali Sami Yen’den beraberlikle ayrılmak ana planı gibi görünse de Başakşehir bu planını da uygulayamadı.
İki teknik adamın da ilginç, ilginç olduğu kadar kesinlikle maçın sonucunu etkileyen tercihleri vardı. Fatih Terim, haftalar sonra Denayer’i sahaya sürerek bir ölçüde kumar oynadı. Geçmişten herkes iyi bilir ki Terim kumarı da iyi oynar. Blöf yapmaz, ama beş benzemezle rest de çeker. Dün de Denayer ile Donk tercihleri Terim’in restiydi ve o rest Galatasaray’ın masadan kazanarak kalkmasını sağladı.

Oyunu yavaşlattı
Abdullah Avcı’nın sürpriz olmayan ama bu maç için doğru tercih olmadığı tartışılan Arda Turanlı oyunu ise işe yaramadı. Eski Barcelonalı futbolu unutmuş gibi. Hızlı pas

Yazının Devamı

Büyük takım farkı

11 Şubat 2018

Beşiktaş dün izlediğimiz Karabük’le arka arkaya 100 kere karşılaşsa bırakın kaybetmeyi, birinde bile berabere kalmaz... İki takım arasındaki fark bu denli büyük... Ve bu kadar büyük bir farkın elbette Beşiktaşlı tüm oyuncular da farkında... Ve o Beşiktaşlı oyuncular bu durumdan hiç etkilenmemiş, aksine bir final maçı oynuyorcasına yüksek motivasyona sahiptiler... Öncelikle bu iş disiplini, bu ciddiyet ve taraftara olan bu saygıdan dolayı Beşiktaş takımını tepeden tırnağa yürekten kutlamak lazım...

Böylesi ne yapacağı belli olmayan rakip karşısında 90 dakika boyunca tempolu oynamak, maçın kontrolünü hiç kaybetmemek, sürekli gol düşünmek ve tüm bunları yaparken de oyun disiplininden hiç kopmamak tamamıyla bir büyük takım becerisidir. Beşiktaş dün bunu tüm rakiplerine net bir şekilde bir kez daha hatırlattı.

Bu tür maçların bir güzel tarafı daha vardır, o da hem eksikleri hem de defoları görmektir. Elbette üstün becerilerinden dolayı övgüleri sunacağımız oyuncuları dile getireceğiz... Ama önce beş gol atan siyah-beyazlı takımın defolarından bahsetmek lazım... Öncelikle top kayıpları... Ligin en zayıf rakibine karşı işi bu kadar ciddiye alırken mutlaka top kayıpları rakibin gücüne

Yazının Devamı

Zoru kolaya çevirmek

23 Ocak 2018

Fatih Terim’in sihirli değneği çalışmaya başlamış mı? Zorlu Kayseri deplasmanı öncesi kafalardaki ana soru buydu. Başta kritik oyuncu Fernando olmak üzere sakatlar, ne gerekçe ile olduğu henüz anlaşılamayan kadro dışı kalan Gomis, benim için hiç de şaşırtıcı olmayan Belhanda’nın yedeğe çekilmesi gibi etkenler aslında Galatasaray’ın işinin bir hayli zor olacağını gösteriyordu. Yani sade sihirli değneğe değil sarı-kırmızılıların şansa da ihtiyacı vardı, ki öyle de oldu. Bir devrelik tempolu oyun Galatasaray’ın zor deplasmandan mutlu dönmesine yetti de arttı bile...

Terim, öyle köklü bir değişikliğe gitmemiş... Önceki teknik direktörün sıklıkla yaptığı kumardan vazgeçmiş, hepsi o... Yani üçlü savunma gibi mevcut kadronun pek kolay oynayamayacağı riskli yapıyı tamamen yok etmiş; sadece kaliteli bazı oyunculara “iyi futbolcu olduklarını” hatırlatmış... Bunların başında ilk 45 dakikanın en öne çıkan oyuncusu Eren Derdiyok ile Selçuk İnan vardı. Elbette maçın tamamında ise Rodrigues ilk sırayı alan isimdi...

Galatasaray’ın neredeyse Fatih Terim ile birlikte genlerine sirayet etmiş 4-3-3 sistemi de Kayseri’de akılda kalan bir başka noktaydı. İlk 45 dakikada Kayserispor Teknik Direktörü

Yazının Devamı

Taraftarla geldi

10 Aralık 2017

Hem Galatasaray camiası hem de Igor Tudor adına belki de bu sezonun en kritik maçıydı.

Akhisar kağıt üstünde çantada keklik gibi görünse de, sarı-kırmızılıların içinde bulunduğu garip durum, o kekliği Ege Atmacası’na çevirmişti. İlk 45 dakikada gelen iki gol, Akhisar’ı erken havaya sokup, Tudor’u İstanbul dışına göndermiş gibi olsa da; devre arası dopingi ve elbette büyük takım kimliği ikinci yarıda maçı Galatasaray’a çevirmeye yetti.

2-0 geriden gelip, maçı 4-2 kazanmak doğrusu her babayiğidin harcı değildir.

Bu sonuç, sıkıntılı süreçte Tudor’u ipten almış, beraat noktasına taşımıştır. Aynı zamanda ligin devre arasına kadar Dursun Özbek ve yönetimine kredi sağlamış ve o kredinin karşılığında da mutlak bir sol bek transferi olduğunu şart koşmuştur. Kısacası dün Galatasaray 45 dakikalık performansıyla, bir sezonun ilk devresini kurtarmıştır.

Maçın hakemi Ümit Öztürk’ün sonuca mutlak tesir ettiğini vurgulayıp öne çıkan aktörlere değinelim...

Başrol kesinlikle Galatasaray taraftarınındır. Tudor’a, oynamayan bazı yıldızlara, tepki koydukları yönetime rağmen yine tribündeydiler, 2-0 gerideyken bile umut yüklüydüler. Pozitif enerjileriyle maçın kazanılmasında büyük rol oynadılar.

Fernando

Yazının Devamı

Bölük pörçük

26 Kasım 2017

Galatasaray adına çok kritik ve bir o kadar da önemli galibiyet... Normal zamanda ve normal koşullarda Galatasaray’ın neredeyse tamamı dolu stadında Alanyaspor’u yenmesi kadar doğal bir şey olamaz... Ne var ki, 5-1’lik ağır bir yenilginin hemen arkasından cezalılar, sakatlar ve maçın hemen başında yaşanan kayıplar dünkü karşılaşmayı Galatasaray adına gergin ve korkutucu yapıya çevirdi. Sarı-kırmızılılar doğrusunu söylemek gerekirse önce taraftarı sonra da Hüseyin Göçek’in kritik düdükleriyle kazanmayı başardı.

Önce Galatasaray taraftarının hakkını teslim edelim... Dün Alanyaspor maçının kazanılmasındaki en önemli rol onlara aitti. 5-1’lik yenilgiden sonra sil baştan yapıp takımını her taraftar grubu böylesine coşkulu, böylesine arzulu desteklemez... O taraftarın katkısıyla Galatasaray sahada tempo yapmayı, en olmadık anlarda pozisyona girmeyi ve belki de yine taraftarın desteğiyle zaman zaman aşırıya kaçan sertliği yapmayı becerdi...

Oysa, Alanya’nın giderek risk aldığı son 10 dakika hariç Galatasaray hep “bal yapmayan arı” misali oynadı. Sürpriz bir şekilde kadroya dahil olan Yasin’in herkesi şaşırtan performansı, sağ tarafta Mariano-Rodrigues ikilisinin etkili çıkışları, orta

Yazının Devamı