Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

İşini sevmek çok önemli. Hem o işi yapan hem de hizmet alanlar için. Bu yüzden öğrencileri doğru yönlendirmek ve özellikle de kendileri için en doğru mesleği seçmelerine olanak sağlamak gerekir. Yoksa ne üretim ve hizmet kalitesi mümkün olur ne de mutluluk!

Peki bunu yapabiliyor muyuz? Evet demek mümkün değil. Erken yönlendirme söz konusu değil. Doğan her çocuğu üniversite önüne yığmayı ve diploma sahibi yapmayı bir marifet sanıyoruz. Bu sayede hemen her alanda milyonlarca diplomalı gencimiz oldu? Peki, ne kadarı öğrenim gördüğü alanda iş bulabiliyor? Çok daha önemlisi, ne kadarı yaptığı işi canı gönülden seviyor?..

Haberin Devamı

Bugünkü dershane ve sınav odaklı eğitim sistemiyle daha farklı bir tablo ile karşılaşmak mümkün değil. Daha vahim olanı ise yanlışı bile bile, göre göre bunda ısrarcı olmamız!..

Ustalık, zanaatkarlık diye bir şey kalmadı. Hizmet sektörü keyifle yapılan bir iş olmaktan çıktı, iş bulunamadığı için zoraki yapılan bir meslek haline geldi. Tarım ve hayvancılık can çekişiyor. Birkaç nesil sonra hayatın olmazsa olmazı olan bu alanda iş bilen, çalışan, bunu bir yaşam tarzı olarak görenlerin sayısı yok denecek kadar azalacak.

Oysa Avrupa’nın en gelişmiş ülkelerinde bile köylülük, çiftçilik, üreticilik en onurlu mesleklerden birisi olarak, asırlar boyunca olduğu gibi gelecekte de ailelerin ve gençlerin hayali olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Peki biz bu konuda ne yapıyoruz? Hiç hem de hiçbir şey!

Oysa bu konuyu hem bireysel hem ailesel hem de ulusal bazda bir değil, bin defa sorgulamamız gerekiyor.

Niye mi? Mutluluğun, kalkınmanın, refahın, huzurun, barışın ve her alanda güçlü olmanın yolu “meslek aşkından” geçiyor da ondan!

Doğru meslek seçmeyen, bu alanda en iyi eğitimi almayan, öğrenim gördüğü alanda iş bulamayan ve en önemlisi de hangi kademede olursa olsun yaptığı işe değer katmayan çalışanlarla bir yere varamayız.

Ne olur artık bunu anlayalım ve eğitim sistemimize, insan gücü politikamıza, kalkınma programlarımıza ona göre yön verelim. Hemen her alanda, gençlerin rol model alacağı mesleğinin erbabı kahramanlar çıkartalım. Tıpkı eskiden olduğu gibi!

Haberin Devamı

Her mahallenin, hemen her alanda sembol isimleri vardı. En iyi doktorlar, en iyi ustalar, en öğretmenler, en iyi ürünler, üreticiler, sanatçılar, sporcular, esnaflar bizimkilerdi. Biz onlarla, onlar da bizimle gurur duyardı. O günlerden, bırakın bütün mahalleyi yan komşuyu bile tanımayan bir noktaya geldik. Sadece biz mi böyleyiz? Hayır. Yeni dünya düzeni bu!

İyi mi oldu, kötü mü? Elbette kişiden kişiye değişir ama mutluluk endekslerine bakıldığında tamam geçmişi aramıyoruz ama bugünden de çok memnun olduğumuz söylenemez…

Ülkemizin en önemli sorunlarını tek tek sıralayayım. Örneğin işsizlik, trafik, yoksulluk, eğitim, bilim, demokrasi, hukuk, tarım, savurganlık, liyakat, üretim, rant, kuraklık, doğal felaketler, duyarsızlık, insan hakları ve daha niceleri!

Peki, bu sorunlar söz konusu olduğunda öne çıkan kaç isim aklınıza geliyor? Ömrünü yaptığı işe adayan, o işi en iyi şekilde yapmaya çalışan, o konudaki duyarlılığını çevresiyle paylaşan, güç birliği yapan, daha iyi olması için mücadele eden kaç kişi tanıyorsunuz?..

Haberin Devamı

Üç, dört, beş nesildir aynı işi yapan, bu alanda sembol isimlerden birisi haline gelen, dünyaya açılan kaç aile şirketimiz, kaç markamız, kaç eserimiz, kaç patentimiz var?

Günü kurtarmanın ötesine geçip sürdürülebilirlik için kafa yoranlarımızın oranı ne? Sayıları her geçen gün daha da artıyor mu yoksa azalıyor mu? Bu konuda neler yapmak gerekiyor?

Kafamızı karıştıran, tempomuzu düşüren ve en önemlisi de moral ve motivasyonumuzu yerle bir eden o kadar çok ayrıntı var ki onlar arasında boğulup gidiyoruz.

Silkiniş şart ama nasıl? Akla ilk gelen eğitim ama eğitimi çok uzun yıllardır eğitimciler değil başkaları yönlendirdiği için misyonu da, vizyonu da bilinenlerin çok ötesinde. Bu yüzden de eğitimden beklentilerimizi karşılamasını beklemek abesle iştigal hale geldi. Daha da sorgulanır hale getirmesin yeter denildi.

Eğitimin onlarca hedefi varken, teke indirdik. Çocuklarımızı adeta sınav köleleri haline getirdik. Sonuçtan ne onlar mutlu ne de bu projeyi dayatanlar!..

Özetin özeti: Hata yapılmaz mı? Kim yapmıyor ki! Önemli olan hata yapmak değil, hatada ısrar etmektir. Dahası hatadan dönmek de bir erdemdir ve neresinden dönerseniz kârdır! Bunu anlamak için daha kaç nesil feda etmemiz gerekiyor?..