Bazı işlerde bahşiş temel ücrete yaklaşabilir hatta çoğu zaman geçer. Hesaba otomatik eklenen ile işçinin kendi topladığı farklı değerlendirilir. Fazla çalışma, tazminat ve SGK primi açısından bahşiş konusunu inceleyelim...
Ücret genellikle karşılaştığımız üzere işveren tarafından ödenmektedir. Fakat özellikle hizmet sektöründe ücretin tamamının veya önemli bir kısmının müşteriler tarafından karşılandığı da görülmektedir.
Bahşişler temel ücrete yaklaşabilmekte hatta çoğu zaman temel ücreti geçmektedir. Alınan bu bahşişlerin işçinin normalin üzerinde sarf ettiği enerjiye bağlı olarak kazanıldığı görüşünden hareketle, bahşişlerin fazla çalışmaya karşılık gelen ücret olup olmadığı tartışılmaktadır. Bunun değerlendirmesini yapabilmek için öncelikle bahşişin hukuken nasıl değerlendirildiğine bakmak gerekir.
İş Kanunu’nun 32. maddesine göre; “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen
15 yıl sigortalılık ve 3600 gün primle emeklilik için kıdem tazminatı alanların yeniden çalışıp çalışamayacağı farklı tartışmalara konu oluyordu. Yargıtay açıkça, bu durumdaki işçilerin yeniden çalışmaya başlamasının “hakkın kötüye kullanılması” olmadığı kararını verdi ve bu konuda engel kalmadı.
Kamuoyunda 15 yıl ve 3600 günle emeklilik olarak bilinen emeklilik şekli hep merak edilir. Bu emeklilik için gerekli yaş dışındaki sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını sağladıktan sonra istifa ederek kıdem tazminatı alınması konusunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Bu konuda Yargıtay’ın verdiği yakın tarihli kararlar işçiler için çok önemli. İşverenlerin de bu konuda nasıl hareket etmesi gerektiği kararlarda ortaya çıkıyor.
Yargıtay, daha önce vermiş olduğu kararlarında 15 yıl, 3600 günle kıdem tazminatı alan kişilerin yeniden çalışmaya başlamaları konusunda dürüstlük ilkesine aykırılık yoksa ve hakkın kötüye kullanılması söz konusu değilse işçi lehine kararlar
Nüfusun yaşlanması sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde yük yaratıyor. Gelişmiş ülkeler de buna çözüm olarak bakım sigortası sistemini uyguluyor. Türkiye de yakında nüfusun yaşlanması problemi ile karşı karşıya kalacak. Bu nedenle bakım sigortası önemli. Bu sigorta nasıl işliyor, birlikte inceleyelim.
Yaşam standartlarının iyileşmesiyle geçmişe kıyasla bugün insanlar çok daha uzun süre yaşıyor ve çalışıyor. Nüfusun yaşlanması, bir yandan özellikle sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde yük yaratırken, diğer yandan gerek iş dünyası açısından gerekse toplumsal açıdan yeni fırsatlar sunuyor.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, iş dünyasında Kovid-19 salgını ile birlikte daha da hız kazanan değişikliklere uyum sağlamak için çok kuşaklı işgücünü teşvik etmek büyük önem taşıyor.
Bunun için de hükümetlerin ve işverenlerin birlikte çalışması şart. OECD tahminlerine göre, işgücü piyasasında çok
Çalışma hayatında salgına karşı fesih yasağı ve yasağa bağlı nakdi ücret desteği önemli adımlar oldu. Yazı dizimizin son bölümünde bunları birlikte inceleyelim...
Koronavirüs vakalarının Türkiye’de görülmesiyle birlikte çalışma hayatında hızlı bir şekilde uygulanmaya konulan ikinci politika bileşeni fesih yasağı ve yasağa bağlı olarak getirilen nakdi ücret desteği oldu.
4857 sayılı İş Kanunu’na Geçici Madde 10 ile eklenen fesih yasağı, bu yasağa bağlı olarak işverene tanınan tek taraflı ücretsiz izne gönderme hakkı ve 4447 sayılı kanuna yapılan eklemeyle bu şekilde ücretsiz izne gönderilen işçilere ödenen nakdi ücret desteği 17 Nisan 2020’de yürürlüğe girdi. Kanunda yapılan değişiklik ve kanunda verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararları ile fesih yasağı 17 Mart 2021’e kadar uzatıldı. Şu an için bir yıla yakın bir süre uygulanması öngörülen yasakla, iş hukukundaki normal fesih sisteminden farklı bir süreç işlemeye başladı.
Neler kapsamda?
4857 sayılı İş Kanunu’na
Koronavirüs nedeniyle başlatılan kısa çalışma uygulamasıyla istihdamın korunması hedeflendi. Bu uygulamanın halihazırda şubat sonuna kadar devam etmesi öngörülüyor. Bu arada kısa çalışma, emekliliğe hak kazanma süresini uzattı. Borçlanma düzenlemesi yapılırsa çalışanların hakları korunur
2020 yılı bütün dünya için zor geçti. Koronavirüs salgınının kontrol altına alınmasına yönelik tedbirler nedeniyle işgücü piyasalarında 2020 yılının ikinci çeyreği ile birlikte iş kayıpları yaşandı. Tele çalışma ve uzaktan çalışma yöntemleri ile üretim ve hizmetlerin devamı sağlanmaya çalışıldı. 2020 yılı sona ererken koronavirüs aşılarının dağıtımlarının pek çok ülkede başlaması ile birlikte 2021 yılı için umutlar yeşerdi.
2020 neler getirdi?
2020 yılı bütün dünyada çalışma hayatları açısından çok önemli bir sınav yılı oldu. Özellikle salgının ilk günlerinde çok sıkı bir şekilde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle üretim ve hizmetlerde aksamalar
Dünya Ekonomik Forumu, 2025 itibarıyla insanların ve makinelerin işyerinde mevcut görevlere harcadığı sürenin eşit olacağını tahmin ediyor. Bu nedenle yeni dönemde çalışanlara yeni beceriler kazandırılması ve mevcut becerilerin geliştirilmesi açısından destek sağlanması çok önemli.
Kovid-19 salgınının neden olduğu küresel durgunluk, işgücü piyasası için oldukça belirsiz bir görünüm yarattı ve işlerin geleceğini derinden etkiledi.
Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan ‘İşlerin Geleceği Raporu 2020’ Kovid-19 salgınının etkisi altında olan işgücü piyasasının önümüzdeki 5 yıl içinde beklenen görünümüne ışık tutuyor. Halihazırda yaşanan belirsizliğe rağmen, rapor, işlerin ve işler için ihtiyaç duyulan becerilerin geleceği hakkında önemli veriler ortaya koyuyor.
2021’in ve yazı dizimizin ilk yazısında, Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan, 26 ülke ve 15 sektör için derinlemesine analizlerin yer aldığı bu çarpıcı raporun satır başlarını ele almaya çalışacağım.
&Cc
Hukuk işçilerin asgari gelirini belirlemekle birlikte bu gelirin eksiksiz elde edilmesini de güvence altına alır. Ücretin korunmasına ilişkin kuralları inceleyelim Asgari ücretin gündemde olduğu bugünlerde asgari ücret gibi hukuk sistemimizde ücreti korumaya yönelik getirilen diğer düzenlemelerin de açıklanmasının yerinde olacağı düşüncesindeyim. Çünkü hukuk sistemleri işçilerin elde edeceği asgari geliri belirlemekle birlikte bu gelirin eksiksiz olarak elde edilmesini de güvence altına almayı amaçlar.
Bu güvence bulunmazsa belirlenen asgari ücret kâğıt üzerinde bir tutar olur, gerçek hayatta işçiler bu tutarın çok daha altında çalışmak zorunda kalır. Bugünkü yazımda ücretin korunmasına ilişkin kurallara değineceğim.
Ücret ödemelerinde farklı dönemler belirlenebilir. Fakat ücretin çok sık ödenerek işçi tarafından hemen harcanmasının önüne geçmek ve de çok aralıklı olarak ödenerek işçinin uzun süre ücretsiz çalışmasını
Asgari ücret 2021 yılı için brüt 3577.50 TL olarak belirlendi. Asgari ücret çalışma hayatındaki pek çok konu için temel gösterge niteliğinde. Yani, asgari ücret artınca yalnızca asgari ücretlinin eline geçen net rakamda değil, çalışma hayatındaki pek çok noktada değişiklik oldu. 65 yaş aylığı alanlar, gelir testi yaptıracaklar, borçlanma yapacaklar, işsizlik maaşı alacaklar bile asgari ücretteki değişimden etkilendiler. Bugünkü yazımda çalışma hayatında asgari ücretle birlikte değişen hususları ve asgari ücretteki değişimden hangi kesimlerin nasıl etkilendiğini aktarmaya çalışacağım.
Temmuzda artacak mı?
Asgari ücret 2016 yılına kadar yılda bir kez ancak altışar aylık dönemler için belirleniyordu. Ocak ayından temmuz ayına kadar ilk altı aylık dönem için belirlenen miktar, temmuz ayında artıyor ve aralık ayına kadar ikinci altı aylık dönemde asgari ücret değişiyordu. 2016 yılından itibarenise asgari ücret yıllık olarak belirlenmeye başlandı. 2021 yılı için de asgari ücret yıllık olarak belirlendi. Yani