İçinde bulunduğumuz yaz dönemi, öğrenciler açısından sadece tatil anlamına gelmiyor. Pek çok üniversite öğrencisi, iş tecrübesi kazanmak ve özgeçmişini güçlendirmek amacıyla yaz aylarında firmalara staj başvurusunda bulunuyor. Yükseköğretim sistemi içinde bazı bölümlerde (eğitim fakülteleri, mühendislik bilimleri vb.) zorunlu stajlar söz konusuyken; bugün pek çok öğrenci ileride yapacağı iş başvurularında bir adım öne geçebilmek için kendi isteğiyle yani okulu tarafından zorunlu tutulmasa da staj yapıyor.
Kapsamı nedir?
3308 Sayılı Kanuna göre, 10 ve daha fazla personel çalıştıran firmaların, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde beşinden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırma zorunlulugˆu bulunuyor. Bu düzenlemeye göre, 10’dan fazla çalışanı olan işverenler, firmalarında stajyer çalıştırmak zorunda. Firmalar stajyerlerini mesleki ve teknik eğitim veren liselerden ve/veya ilgili bölümlerde öğrenim gören üniversite öğrencileri arasından seçebiliyor.
Üniversite öğrencileri tarafından yapılan stajları, zorunlu stajlar, öğrencilerin bizzat kendilerinin başvuruda bulundukları ve üniversiteleri tarafından uygun bulunan
Yargıtay daha önce vermiş olduğu kararlarında 15 yıl, 3.600 günle kıdem tazminatı alan kişilerin yeniden çalışmaya başlamaları konusunda şartları belirledi. Yargıtay, yeniden çalışmaya başlayan işçiden bu hakkın kötüye kullanıldığı iddiası ile tazminatı geri isteyen işverenin talebini haksız buldu. Karar sonrası bu kişilerin yeniden çalışmasının önünde bir engel kalmadı.
İlk kez sigortalı olunan tarihe göre değişen emeklilik koşullarından prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresini dolduran kişiler bu durumlarını tespit eden yazıyı bağlı oldukları SGK il veya ilçe müdürlüklerinden alıp işverene verdikleri takdirde işveren bu kişilere kıdem tazminatı ödemek zorunda.
SGK gerekli kontrolleri yaparak kişinin emeklilik için gerekli yaş dışındaki diğer şartları tamamlamış olması halinde çalışana ‘kıdem tazminatı alabilir’ yazısı veriyor. İşverenin bu yazıyı kabul etmemesi veya kıdem tazminatı ödememesi mümkün değildir. Bu nedenle, işverenlerin ‘ben tazminat ödemiyorum’ deme şansı bulunmamaktadır. İşverenin tazminat ödemeye yanaşmaması halinde işçi mahkemeye başvurarak kıdem tazminatını bu yolla talep edebilir. Ancak bu yazının SGK’dan alınmış olması çok önemli. İşçi bu yazı
Türkiye işgücü piyasasının en önemli sorunlarından biri kayıtdışı istihdamdır. Kayıtdışı istihdam, çalışanların yarınlarının çalınması anlamına gelmektedir. Son 11 yılda alınan tedbirler ve hayata geçirilen teşviklerle kayıtdışı istihdam önemli düzeyde azaldı. 2005 yılında yüzde 49 olan kayıtdışı istihdam oranı, 2016 yılı mart ayı itibarıyla yüzde 32.8’e geriledi. Bu azalışın arkasında yatan önemli nedenlerden biri de sigorta prim teşvikleri.
Ödemeyi teşvik
Kayıtdışı istihdamın azaltılması amacıyla 2008 yılından bu yana uygulanan çok önemli bir teşvik var. İşçi çalıştıran işverenlerinin ödemek zorunda olduğu yüzde 11 oranındaki malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası prim oranı; primlerini düzenli ödeyen ve SGK’ya prim borcu bulunmayan işverenler için yüzde 6 olarak uygulanıyor. Yani, devlet primini düzenli ödeyen ve sigortasız adam çalıştırmayan bütün işverenlere yüzde 5 prim desteği sağlıyor.
Ceza değil ödül...
Bu teşvikin amacı ve uygulama mantığı, sigortasız işçi çalıştıran işverenleri bulup cezalandırmak değil, sigortasız işçi çalıştırmayan işverenleri ödüllendirmek. Dolayısıyla, primini düzenli ödeyen ve sigortasız işçi çalıştırmayan her işveren bu teşvikten yararlanıyor.
Haziran ayı enflasyon rakam-larının açıklanmasıyla ilk altı aylık enflasyon rakamları belli oldu. Böylece emeklinin zam oranları da ortaya çıktı. SSK ve Bağ-Kur emeklileri, ocak ve temmuz aylarında maaşlarına TÜFE kadar zam alıyorlar. Bu sayede, emekli maaşlarının enflasyon karşısında erimesi de engellenmiş oluyor. İlk altı aylık enflasyon oranlarına göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 3.63 enflasyon farkı alacaklar.
Yıllıkta yüzde 22.4
Temmuzda SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşları yüzde 3.63 zamlanacak. Ocak ayında yüzde 3.86 TÜFE zammı ve buna ek olarak 100 TL de seyyanen zam alan SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşları, temmuz ayındaki yüzde 3.63 zam ile yıllık bazda yüzde 22.4’e kadar artmış olacak. Yüksek maaş alan emeklilerdeki artış oranı, toplamda yıllık yüzde 10.6 olurken, düşük maaşlarda bu yüzde 22.4’e kadar varmış olacak.
Aralık 2015’te 1.500 TL emekli aylığı alan bir kişi, Ocak ayında 157.9 TL zam aldı. Bu rakama temmuz ayında gerçekleşecek yüzde 3.63’lük zam da eklenince, söz konusu kişinin temmuz maaşı 1.718 TL’ye yükselecek. Toplamda yıllık 218 TL zam alan bu kişinin maaşı yüzde 14.5 artmış olacak. Böylece, 2015 yılında 700 TL emekli aylığı alan bir kişinin yıllık
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan yeni bir araştırma raporuna göre, pek çok ülkede bölgesel eşitsizlikler giderek kötüleşiyor. Avrupa Bölgeler Komitesinin 118. oturumunda sunulan raporda, araştırma kapsamındaki çok sayıda ülkede konut, güvenlik ve hava kalitesinde bölgesel farklılıkların artmış olduğunun da altı çiziliyor.
OECD’nin “Regions at a Glance 2016” başlıklı raporuna göre, birçok ülkede eğitim ve internet erişiminde bölgeler arasındaki uçurum kapatılmaya çalışılıyor. Buna karşılık, kişi başına GSYİH, harcanabilir gelir, güvenlik ve hava kirliliğinde farklılıkların büyümesinin önüne geçilebilmiş değil.
Raporda, 34 OECD ülkesi ile Brezilya, Çin, Kolombiya, Hindistan, Litvanya, Letonya, Peru, Rusya ve Güney Afrika’nın da içinde bulunduğu 40’dan fazla ülkeye ait yerel düzeyde göstergeler incelenmiş. Bu anlamda, 34 OECD ülkesinin yerel düzeyde 395 alt bölgesi, gelir, istihdam, eğitim, sağlık, güvenlik, çevre, konut, yaşam memnuniyeti, sivil katılım, toplumsal alan ve hizmetlere erişim gibi göstergeler çerçevesinde değerlendirilmiş.
En zengin ve en fakir
Bayram tatili 9 güne çıkınca şehirler hızla boşaldı. Kimileri sahile, kimileri memleketine gitti. Fakat bu kadar şanslı olmayanlar da var. Özellikle yoğunluğun tatil döneminde arttığı sektörlerde bayram tatili imkansız. Bu sektörlerin başında mağazacılık, perakende satış ve turizm geliyor.
İş Kanunu’na göre çalışanların bayram tatillerinde izin kullanmaları bir zorunluluk değil. Kanun bayram çalışmalarını serbest bırakmıştır. Fakat çalışanların bayramlarda çalıştırılabilmeleri verdikleri onaya bağlı. İşverenler bu onayı sözleşmelerle alabilecekleri gibi, bayram için ayrıca da alabilir. Onayın yazılı alınması gerekmekte. Çalışanın onayı alınmadan bayramda çalışmaya zorlanması, çalışan lehine haklı fesih nedeni oluşturacak, çalışan iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatını alabilecektir.
İki kat ücret
Çalışan onay verdikten sonra karşılıksız çalıştığı gibi bir sonuç çıkarılmamalı. İşçiler bayramlarda çalışmadan o günlerin ücretine hak kazanırlar. Kanun bayramda çalışanlar için ise bu kişilerin normal ücretine ek olarak çalıştığı sürelerin ücretinin ayrıca ödeneceğini öngörmüş, tatil yapmayarak çalıştıklarından, çalışılan her gün için o günün ücretinin, çalışılmadan kazanılacak
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu üç buçuk yıldır yürürlükte. Kanun iş sağlığı ve güvenliği alanına yeni bir perspektif getirmişti. Kanunla bütün işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinden hizmet alması gerekliliği doğdu. Kanun bu yükümlülük için geçiş süreci öngörüyordu. 1 Temmuz 2016 itibarıyla bu geçiş süreci tamamlanacak ve bütün işyerleri iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinden hizmet almaya başlayacak. Dolayısıyla, yarından itibaren sigortalı kapıcı çalıştıran apartmanlarda bile iş güvenliği uzmanı olmak zorunda.
Yarın başlıyor
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işyerleri üç sınıfta gruplandırılıyor. Buna göre, çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli olarak işyerleri üçe ayrılmış durumda. Çok tehlikeli sınıfta fabrikalar, tersaneler ve şantiyeler var. Tehlikeli sınıfta ise imalathaneler ve orta ölçekli işletmeler yer alıyor. Az tehlikeli sınıfta ise süpermarketler, manavlar, ofisler bulunuyor. İşte yarından itibaren kamu kurumları ve az tehlikeli sınıfta yer alıp 50’den az çalışanı bulunan işyerleri için de uzman ve hekim görevlendirme zorunluluğu başlayacak. Yani, uzman ve hekimler, yarın devlet dairelerinde ve bakkallarda da işbaşı yapacak.
Ya
İngilizler, ‘Brexit’te aslında göçmenlere ‘dur’ demek için oy kullandı. Çünkü göçmenlerin yararlandığı sosyal yardımlar için ödenen vergiler çok yüksek. AB’den gelen göçmenlerin sayısı ise 1.8 milyonu aşmış durumda
İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması, yani Brexit’i oyladığı referandumda ada halkının yüzde 52’sinin birlikten ayrılmak istemesinin arkasında yatan pek çok neden olduğu kesin. Bugünkü yazımda, sosyal politika açısından İngiltere’yi bu kritik kararla yüzyüze bırakan konulara ve bu kararın sonuçlarına değineceğim.
İngiltere halkının rahatsızlık duyduğu konuların başında göçmenlerin yararlandığı sosyal yardımlar sebebiyle ödenen yüksek vergiler var. AB içi göç nedeniyle İngiltere’de yaşayan göçmenlerin sayısı oldukça yüksek. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) verilerine göre, İngiltere’de yaklaşık 1.8 milyon AB vatandaşının yaşadığı ve söz konusu kişilerin daha çok Polonya, İrlanda, Romanya, Portekiz, İtalya ve Fransa’dan geldiği görülüyor.
AB’den çıkma yanlılarının, yeni göçmenlerin devlete yük olacağı düşüncesiyle İngiltere’nin kendi sınırlarını daha iyi kontrol etmesini ve bu konuda ‘emniyet frenine’ basmasını istediklerini söylemek mümkün. Nitekim