Hakkı Öcal

Hakkı Öcal

hakki.ocal@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Öyle görünüyor ki Amerika’nın geleneksel olarak tutucu olan halkı, üçüncü dönem için aday olmaya kararlı Trump’a yine böyle rekor düzeyde oy verirse (ki verir!), tam 7 yıl dünya beşik gibi sallanmaya devam edecek.

İlk sarsıntı, Trump’ın dün gece açıkladığı yeni gümrük vergileri sebebiyle, sadece ABD’de değil, Amerika ile ticaret yapan bütün ülkelerde hissedilecek. Bu listeye, Küba, İran, Kuzey Kore ve Suriye dışında tüm ülkeler dahil. (Suriye’nin listeden çıkartılması için süreç başlayamadı bir türlü!)

Haberin Devamı

Trump, böyle ticaretle-ekonomiyle ilgisi olmayan, bir açıdan popülist ama sıkıntının en çoğunu kendisine oy veren orta sınıf halkın çekeceğini de biliyor olmalı ki, kendisini, ancak 1 Nisan şakası olabilecek bu kararı, 2 Nisan’a bırakarak bunun “şaka” değil, ciddi bir ekonomik tedbir olduğunu söylemek zorunda hissetti.

Trump, önce Ukrayna konusunda Avrupalı müttefiklerini yalnız bıraktı; şimdi de dış ticaretlerinin yüzde 40’ına yakınını ABD ile yapan Avrupa Birliği ülkelerini, ciddi ekonomik darboğaza itiyor. Avrupa ülkeleri, Trump’ın NATO’dan çekilmekle sonuçlanabilecek adımlar atacağından o kadar korkuyorlar ki, şimdiden “Yeni Avrupa Savunma Mimarisi” adını verdikleri bir oluşumu başlatmaya hazırlanıyorlar.

Bu arada, “Avrupa” derken Avrupa Birliği’nin 27 üyesini anlamamak gerekiyor; “ABD’siz Avrupa” döneminde, İngiltere ve Fransa başrolde görünüyor. Almanya, yeni oluşumla özellikle komşularına silah satma penceresinden baktığını gizlemiyor. Macron’un yeni yeni bayram tebriki adeti edinmesini de bu pencereden görebiliriz!

Rusya ve Çin ise, jeopolitik analizcilerin ABD’nin “kabuğuna çekilme” trendine gireceğini tahmin ettikleri son on yılda, ABD’nin terk ettiği tüm ilkeleri, örneğin “kural temelli uluslararası ilişkiler” anlayışını ve dünyanın çok-kutupluluğa evrilmesi gerektiği düşüncesini daha sık dile getirir oldu. Bundan da önemlisi, Çin ve Rusya, bugüne kadar adeta alışkanlık olarak ifade ettiğimiz “ABD müttefiki ülkeler” kavramının yerine, “dünya çoğunluğu” kavramını koymaya çalışıyor. Tabii, kendi aralarındaki bağları da güçlendirdiklerini, birbirlerinin adeta müttefiki haline geldiklerini de gözlemleyenler var.

Haberin Devamı

ABD’nin yolladığı sinyaller sadece İngiltere ve Fransa’da değil, ama “Batı dünyası” deyip geçtiğimiz, fakat içindeki farklılıkları çoğu zaman görmezden geldiğimiz bloktaki hemen her ülke dehşete kapılmaktan, kafa karışıklığına kadar değişen ölçeklerde sıkıntı içinde. Artık ortada tutarlı bir “Batı bloku” kalmadı dersek, durumu abartmış olmayız.

Bu durumu en çok ilgiyle izleyenlerin Moskova ve Pekin’deki siyasetçiler olduğu da bir diğer abartısız gerçek. Çin ve Rus devlet görevlileri değilse bile onlara yakın yazarlar, hatta bakanlık sözcüleri, “ABD’nin giderek daha öngörülemez hale geldiğini” söylüyorlar. Çin ve Rus hükumetlerinin, ABD ve AB ilişkilerini yorumlamak ve ortak analizlerde bulunmak için, kendi aralarında ve üçüncü ülkelerle eşgüdümlü bir çaba içinde oldukları bu dönemin bir diğer önemli gelişmesi sayılabilir. Rusya ve Çin artan temaslarını ve görüşme trafiğini açıklarken, iki ülkenin sadece kendi yolunu çizme çabası içinde olduğu kanısını pekiştirmeye çalıştığını gözlemliyoruz.

Haberin Devamı

Çin ve Rusya, ABD’nin bırakacağı boşluğu dolduracaklarsa, bunu yeni bir hegemon ülke veya hegemonik blok olarak yapmayacakları mesajını kuvvetle (ve samimiyetle) vermek zorundalar.

Dünya halkları, Batılı siyasi elitlerin hegemonyasından kurtulmanın arifesinde, yeni ağabeyler, yeni patronlar istemeyecektir. Zaten yeterince korku veren küresel değişimlerin karşısında olan ülkelerin yeni bir hegemonun keyfine uyum sağlama zorunluğundan kaçınması şart. Moskova ve Pekin’deki en sağlıklı tutum, Batı hakimiyetinin yerini, Rus veya Çin’in kendi çıkarlarına hizmet edecek yeni bir küreselci modelin almasına kimsenin tahammül edeceğini sanmamak olacaktır.

Dünya, bir kabustan kurtulup, başka bir kabusa girmeyecektir.