Hemen her konuda olduğu gibi eğitim, gelecek ve beklentiler konusunda çok şeyler değişti.
Öğretmen ya da öğrenciyseniz yakın zamana kadar önceliğimiz kolejlerden yanaydı. Daha iyi eğitim ve daha iyi maaş verdiklerine inanılırdı. Şimdi ise özel okul deyince veli, öğrenci ve öğretmenler bir kez daha düşünüyor!
Ücretler uçtu, maaş ve eğitim kalitesi ise adeta dibe vurdu algısı var...
Diploma da olmazsa olmazlarımızın başında geliyordu. Hemen hepimiz diploma peşinde koşuyor, onsuz hiçbir kapının açılamayacağını sanıyorduk.
Her şey tersine döndü. Bırakın üniversite diplomasını, doktoralı olanlar bile iş bulamıyor…
Vasıfsız çalışanların maaşları mühendisleri geçti. Öğrenim gördüğü alanda iş bulanların sayısı da her geçen gün biraz daha azalıyor.
Yetkinlik yani herhangi bir konuda elinden iş geliyor olmak, anlı şanlı diploma sahibi olmaktan çok daha önemli hale geldi.
Bu noktada akıllara takılan soru şu: Alaylı mı, mektepli mi? Eskiden bu konu çok konuşulurdu.
Alaylılar çekirdekten öylesine iyi yetişmiş olurlardı ki, okumuşlara parmak ısırtırlardı. Sonra endüstrileşme ve eğitim kalitesiyle birlikte devran değişti okullular öne çıktı. Gelinen son nokta ise diploma enflasyonu, liyakat erozyonu, tartışmalı eğitim kalitesi ve yetersiz ara insan gücü nedeniyle istihdam süreçlerinin altüst olması yönünde…
Yeni bir bakış şart!
Yaşanan bu gelişmeler karşısında özeliyle, devletiyle tüm öğretim kurumlarının, işverenlerin, velilerin ve en önemlisi de gençlerimizin geleceğe yönelik kararlarını şekillendirirken, yaşananlar çerçevesinde yeni bir bakış açısı geliştirmeleri gerekiyor.
Özel okul ücretleri arttıkça öğretmen maaşlarının azalması inanılır gibi değil. Bu yüzden kolejlerde sadece öğrenci profili değil, öğretmen profili de çok değişti.
Gelinen bu noktada, özel okullar kadar, devlete de büyük sorumluluk düşüyor.
Örneğin eğitimi bir kazanç kapısı olarak görmekten vazgeçip, velilerin sırtına yeni vergi yükü bindirmemeli…
Hele bir de ekonomik açıdan orta üstü ve daha alt gelir grubundaysanız işiniz çok daha içinden çıkılamaz hale gelebiliyor.
“Nitelikli” olarak nitelendirilen ve sınavla girilen devlet okulu sayısı yok denecek kadar az, özel okullar da maaşlı çalışanların çocuklarını gönderemeyeceği kadar pahalı.
Kolej ücretlerinin artık yanına bile yaklaşılamıyor.
Vakıf üniversitelerde de durum farklı değil.
Paralı okullarda çocuk okutmak için adeta bir servet gerekiyor.
Bu yüzden öğrenci profilleri, öğretim kaliteleri ve öğretmen donanımları dünkünden çok farklı.
“Ücretler artıyor, kalite düşüyor” söylemi neredeyse herkesin dilinde.
Her ne kadar köklü özel okullar için söz konusu olmasa da, dershaneden bozma kolejlerin çoğunda aradığını bulamayanların sayısı hızla artıyor.
Örneğin koleje gidenler üniversiteyi rahatlıkla kazanıyor, en az bir yabancı dili rahatlıkla öğreniyor, akademik eğitimin yanı sıra sporda, sanatta, girişimcilikte dikkat çekici bir yetkinlik kazanıyor mu, vakıf üniversitelerinden mezun olanlar daha kolay iş bulabiliyor mu?.. Keşke gönül rahatlığı ile evet diyor olabilseydik...
Anadolu liseleri, yabancı liselere ve kolejler gitme olanağı bulamayan öğrenciler için yarım asır önce kurulan yerli ve milli devlet kolejlerimizdi. Onların da, fen liselerinin de yeniden fabrika ayarlarına dönmelerinde sonsuz yarar var.
Tabela değiştirmekle Anadolu lisesi ve fen lisesi olunmuyor. Her ile üniversite, her ilçeye bir fakülte ve fen lisesi açmakla da gençlere daha iyi bir gelecek sunulmuyor!..
Devletin sihirli eli özeliyle, devletiyle tüm okullarımızı yeniden ayağa kaldırabilir ve ikinci yüzyıla yönelik beklentilerimizi çok daha iddialı hale getirebilir.
Yeter ki isteyelim. Gerisi gelecektir…
Mesleki eğitim?
İş hayatında ”alaylı” sahadan gelmenin, “mektepli” de eğitimli olmanın karşılığı. Eskiden belki biri diğerinin alternatifiydi ama günümüzde birbirinin tamamlayanı olmak zorunda. Akılla, bilimle, tecrübeyle, teorikle, pratikle, liyakatle harmanlanan yeni bir eğitim anlayışına ihtiyacımız var. Bu anlayış, meslek yelpazesinin geleceğe göre yeniden düzenlenmesiyle ve istihdam odaklı insan gücüyle de desteklenmelidir.
Özetin özeti: Yapacak çok işimiz var.
Keşke biraz da bunlar konuşulsa!..