İlerleyen haftalarda çok daha iyi anlaşılacaktır; Beşiktaş galibiyeti sezonun en önemli dönüm noktalarından biri olacaktır Fenerbahçe için.
Çok uzun zamandan bu yana derbilerde başarısız bir görüntü çiziyordu ve işin bu tarafını sıklıkla da “ağır” eleştiri altına alıyorduk.
Şöyle bir gerçeklik var; geçen sezon Fenerbahçe sahasında kaybettiği 2 derbiyi kazanmış olsa belki şampiyonluk el değiştirebilirdi.
O kadar önemli!
Diğer taraftan Trabzonspor yenilgisinin takım üzerindeki etkisini Kasım ayı içinde hep birlikte gözlemledik. Sakatlıklar bir tarafa işin psikolojik yönü olduğunu unutmamak, atlamamak gerekiyor.
Sportif mücadelelerde motivasyon ve onunla kol kola giden momentum “takım” kurgusunun en önemli bileşenidir.
Sürdürülebilir, devamlılığı olan başarı bu şekilde kalıcı hale gelir.
Kabus gibi bir Kasım ayı yaşadı Fenerbahçe...
Bir taraftan kadronun bütün dengesini alt üst eden sakatlıklar; diğer yandan düşen form ve performans değerleri, peş peşe gelen kötü, reaksiyonsuz yenilgiler, puan kayıpları...
Avrupa’da neredeyse gruptan çıkamayacak yerin kıyısına kadar gelme...
Her şey bir ayda tam terse döner mi?
Futbolda bu periyotlar tüm takımların başına gelebilecek türden bir süreçtir. 38 haftalık uzun bir maratona çıkıyorsunuz. Sakatlıklar, hakem kararları, sizin hazırlıklarınız, hava şartları, fikstür avantajı veya tersi, rakip takımların da benzer şekillerde içlerinden geçtikleri dönemlerin kesişimleri...
Bütün bunları doğru yönetebildiğiniz, yeri geldiğinde pragmatist hareket edebildiğiniz zaman hiç değilse yarışın içinde kalıyorsunuz.
Önemli olan da bu zaten.
Basketbolda olduğu gibi ne kadar zor olursa olsun maçı son topa ve pozisyona kadar getirebilme becerisi...
Fenerbahçe adına sezonun en zor karşılaşmalarından biriydi Karagümrük eşleşmesi.
Bunu iki aşamalı değerlendirmek mümkün; ilki rakibin sağlam savunma yerleşmesi, diğeriyse devre biterken yediği golün yarattığı etki.
Yine şu ön değerlendirmeyi yapmak doğru olacaktır; Sarı-Laciverliler zor bir Kasım ayı geçiriyor, bir taraftan sakatlıkların etkisiyle form durumunun düşmesine paralel gelen iki yenilginin ister istemez takım üzerinde oluşturduğu psikoloji, diğer yandan her geçen gün artan daha stresli karşılaşmaların bu durumu beslemesi ve güçlendirmesi.
Karagümrük maçında olası puan kaybı Fenerbahçe’nin geçmiş dönemlerde sıklıkla yaşadığı çok daha travmatik bir sürece girmesine neden olabilirdi.
Üstelik Aralık ayında oynayacağı maçların önemli bölümü Kasım ayından çok daha güçlü ve stresli geçmeye de aday görünüyor.
Hiçbir takım lineer bir doğrultuda daha iyi oynama potansiyeli gösteremediği gibi Fenerbahçe de sezona başladığı düzende, tempoda ve formda değil;
Her serinin bir sonu vardır; bu bazen hiç beklenmedik zamanlarda kapıyı çalar.
Fenerbahçe, geride kalan 5 sezonda büyük maçları iyi oynayamadığı bir seriye de sahip aynı zamanda; bu, takımın teknik taktik olgusu, oyuncu çeşitliliği, kalitesi ve teknik direktöründen bağımsız bir gerçekliktir ki en önemli sorumluluk payının Yönetim’de olduğunu akılda tutmak gerekiyor.
Fenerbahçe Yönetimi büyük maçların öncesindeki psikolojik ortamı kesinlikle yönetemiyor; yeri gelmişken, maçtan bir gün önce haftalardır herhangi bir basın yayın organında görünmeyen Başkan’ın taraftar nezdinde belki de en az sevilen bir medya kuruluşuna telefonla bağlanmasının ne işe yaradığı sorusunu da sorabiliriz.
Şu gerçeğin bir türlü öğrenilemediğini görüyor, izliyoruz.
Fenerbahçe’de son 6 sezonda birçok oyuncu geldi, gitti. Transfer edilenlerin önemli bölümünün Süper Lig için yeterli olduğu görüşümü burada tekrar etmek istiyorum. Bugünküler de dahil
Futbolda dünyanın en üst düzeyde kurallarını FIFA koyuyor ve ülke federasyonları da buna tabii oluyorlar. Biz aynı zamanda bir UEFA üyesiyiz ve onun düzenlediği turnuvalara katılım gösteriyoruz.
Geçen sezonun Şampiyonlar Ligi Finali ülkemizde düzenlendi. Final öncesinde stadyumun durumunu görmek için UEFA’dan sürekli gözlemciler geldiler ve raporlar düzenlediler; eksikler son ana kadar gösterildi ve tamamlatıldı.
UEFA, Şampiyonlar Ligi’ni endüstriyel futbolun en üst seviyesi olarak görüyor. Onu dünyaya doğru pazarlayabilmek, oradan kazanç elde edebilmek, ürününü korumak için teknolojinin gerektirdiği her türlü araç gereci, insan kaynağını kullanıyor.
Geçtiğimiz günlerde Federasyon Başkanı Mehmet Büyükekşi, futbolumuzun marka değeri, izlenirliğini yükseltmek için tedbirler almak istediklerini, bu yönde de çalışmalar yaptıklarını ifade ettiler.
Bu açıklamadan sonra soralım;
- Pendikspor-Fenerbahçe bir Avrupa karşılaşması olsaydı UEFA Pendik Stadyumunda
İsmail Kartal, her karşılaşmada ısrarla sürdürdüğü rotasyonlarla Avrupa Konferans Kupası’na Ziraat Türkiye Kupası muamelesi yapmaya ve seri galibiyetler almaya devam ediyor.
Rotasyon deyince şunu bir hatırlatma notu diye yazalım; Spartak Trnava karşısında zorlanmış; ikinci yarı gerçekleşen değişikliklerle 70’ten sonra maçı çevirmeyi başarmıştı.
Süper Lig’deki son 4 mücadelede;
Başakşehir karşısında 5. Dakikada golü bulup; ilk yarıyı 3-0 önde kapatınca...
Rizespor karşısında 3. Dakikada, Kasımpaşa ve Hatayspor maçlarında da 6. Dakikada golleri atınca hem taraftar hem de futbol kamuoyunda Fenerbahçe adına bir beklenti oluştu.
Bu “beklentiye” halk arasında ne dendiğini hepimiz biliyoruz değil mi?
Bize devam edelim.
Erken gelen gollerle birlikte hem takım hem de rakip için hayat aynı şekilde devam etmiyor kuşkusuz.
Sezona çok iyi başlayan Fenerbahçe yavaş yavaş istatistiksel rekorları kırmaya başladı. 2009-10 sezonundaki 8 maçlık galibiyet serisini dün itibarıyla 9’a çıkardı. Avrupa Kupalarındaki 7 karşılaşmayı da eklediğimizde bu toplam 17 maç oluyor ve hem Perşembe akşamı Ludogorets hem de Cumhuriyet coşkusunun 100. Yılını kutlayacağımız gün Pendikspor eşleşmelerinden alınacak galibiyetlerle bunu çok daha ilerilere götürmesi olasılık dahilinde görünüyor.
Şu cümleyi bir kere daha yinelemekte yarar olabilir; çok özel bir sezon yaşıyoruz.
Cumhuriyet’in 100. Yılında futbol tarihimizin en coşkulu, rekabet seviyesi üst seviyede, önemlisi Avrupa’da başarıların çok daha ötelere gidebileceği bir sezon olabilir bu.
Sadece Fenerbahçe açısından değil; hem kadro kalitesi hem de Fenerbahçe’nin yarattığı bu seviye sayesinde iki ezeli rakibin rekabet motivasyonu açısından Galatasaray’ı da bu özel sezonun bir parçası olarak görmek ve değerlendirmek doğru olacaktır.
Böylesine önemli ve özel sezona yakışan
Geçtiğimiz Cuma günü Euroleague karşılaşması öncesinde Fenerbahçe’nin efsane oyuncularından Datome için hakkettiği müthiş bir emeklilik töreni yapıldı. Yaklaşık 10 dakika süren bu uğurlama o kadar etkiliydi ki ısınmaya çıkan Milano ve Fenerbahçeli oyuncular zaman zaman gözleriyle olan biteni izlediler.
İşe biraz da tebessüm katalım; hani o karakteristik reklamdaki söylendiği şekliyle ifade etmek gerekirse; “gazoz olma efsane ol!” ikonik sloganının karşılığı tam anlamıyla Datome’dir belki.
Kuşkusuz sadece o değil dönemin Fenerbahçe forması giyen hemen tüm oyuncuları için benzer bir tanımlama yapmak mümkündür.
Bu bir oyuncunun bir takım içinde ulaşabileceği en üst seviye olmalıdır.
Sembol, efsane, unutulmaz... kelimeleriyle anılmak, büyük kalabalıklar tarafından eşsiz ve tarifsiz bir sevgiye boğulmak!
Dün Fenerbahçeli futbolcular Kasımpaşa maçı sonunda taraftarının önüne gittiğinde takıma karşı benzer bir sevgi gösterisi vardı.
Bir dönemin gerçekten yenilmez gücü