Dr. Demet Erciyes

Dr. Demet Erciyes

demeterciyes@yahoo.com

Tüm Yazıları

Ramazan ayını geride bırakıp bayrama girdik. Her kutlamada olduğu gibi Ramazan Bayramı’nda da şeker tüketiminin arttığını biliyoruz. Şeker Bayramı olarak da adlandırdığımız bu bayramımızda herkese iyi bayramlar dilerken azı karar çoğu zarar diye düşünerek şeker konusunda biraz dikkatli olalım derim.

Bayramda şeker ikramından önce bilmeniz gerekenler:

Bağımlılık yapar

Çocukken bize ödül gibi, hediye gibi verilen şekerler, çikolatalar zamanla bağımlılık yaratıyor. Çoğumuz bu tada çocuklukta alışıyoruz, daha doğrusu bizi alıştırıyorlar. Hep televizyon reklamlarında da çikolatalar, dondurmalar keyifli mutlu anları ima eder ya. Sanki onu yediğinizde çok mutlu olacakmışsınız gibi. Üzüldüğümüzde sevindiğimizde biz de kendimizi şekerle avutmak veya ödüllendirmek istiyoruz. Üstelik bu öyle bir zehir ki yedikçe yemek istiyoruz. Kanımızda düştüğü zaman yoksunluğunu hissedip onu arıyoruz, hemen bulup tüketmek istiyoruz.

Haberin Devamı

İnsülin direnci yapıyor

Şekerin aslında tüm dengeyi bozup da vücudu harap ettiği nokta insülini alet etmesiyle başlar.

Şeker vücuda girdiğinde hücre içine girip de işe yarar hale gelmek için insüline ihtiyacı vardır. Bu nedenle insülin hormonunun pankreastan salgılanmasına yol açar. Bu hikayeyi en kolay şöyle tarif edelim. Hücre ev sahibi olsun. Bu evin kapısındaki bekçiler de insülin reseptörleri olsun. Bu bekçiler insülini bir şekilde tanıyor ve getirdiği misafiri de onun hatırına içeri alıyor. Misafir de şeker olsun. Bu şeker misafir her geldiğinde insülini salgılatıyor ve sayesinde eve girmeye çalışıyor. Ama bir değil, iki değil, beş değil, işin suyunu çıkarıp vakitli vakitsiz gelmeye kalkınca ev sahibinin talimatı üzerine kapıda insülini tanıyan reseptör bekçiler artık onu tanımazdan gelmeye başlıyor. Direnç gösteriyor. İşte insülin direnci de burada başlıyor. İnsülin bu olayı ters anlayıp bu direnci yenerim diye düşünerek salgılanma miktarını artırsa da yenemiyor. Bu sefer kanda insülin çok artıyor. Kan şekerindeki düşme ile acıkma başlıyor. Arkasından da gelsin kilolar ve şeker hastalığı.

Haberin Devamı

İnsülin direncinin belirtileri

Acıkınca el, ayak titremesi, çarpıntı, sinirlilik.

Yemeklerden sonra uyku ve halsizlik.

Kadınlarda bel çevresinin 80 cm, erkeklerde ise 94 cm üzerinde olması.

Kandaki şeker, kas, yağ dokusu, beyin, karaciğer gibi organlarda kullanılmak üzere insülin hormonu yardımıyla hücre içine girer. Bu işlem sonucunda kan şekeri dengelenir ve hayati organlar kendileri ve vücut için gerekli enerjiyi sağlamak üzere kullandığı yakıta yani şekere kavuşur. Bu nedenle insülin işlevini yerine getiremediği zaman beyin ve kas gücünde azalma, çabuk yorulma, dikkat ve konsantrasyon eksikliği ortaya çıkabilir.

Şeker hastalığına sebep oluyor

Şeker tüketimiyle gelişen insülin direnci bir başka deyişle insülin duyarsızlığı sonucunda zamanla insülini salgılayan pankreasın da gücü tükenir. Artık yeterince insülin salgılayamaz hale gelir ve kan şekeri yükselmeye başlar. Gerekli önlemler alınmaz ve şekerli, glisemik indeksi yüksek gıdalar tüketilmeye devam ederse Tip 2 Diabet yani şeker hastalığı kaçınılmaz bir şekilde karşımıza çıkar.

Haberin Devamı

Obeziteye sebep oluyor

Şeker taşıdığı kalorinin haricinde bir de çabuk acıktırarak kilo aldırır. Ayrıca vücutta kullanılamayan, yakılamayan şeker yağ olarak birikir. İnsülin direncinin ardından gelişen problem diabetin yanı sıra önlemesi ve düzeltmesi zor bir obezitedir.

Karaciğer yağlanır

Vücutta karaciğerin kullanabileceğinden daha fazla şeker bulunduğunda, bu şekeri yağa dönüştürür. Bu yağlar kana salınır ve kanda trigliserid oranı artar. Devamında da karşımıza hepatosteatoz dediğimiz karaciğer yağlanması çıkar. Karaciğerdeki bu yağlanma olayın şiddetine ve süresine göre gittikçe artan değişik evreler göstererek I ile IV arasında değişir.

Bağışıklığı bozuyor

Özellikle Kovid-19 ile mücadele ettiğimiz şu günlerde bağışıklığımızın gücünün ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Şeker mikroplarla olan savaştaki askerlerimiz akyuvarların bakteri ve virüsleri yenme gücünü düşürür, C vitamininden faydalanma oranını azaltır. Yapılan bir araştırmada yüksek kan şekeri düzeyinin bakteri ve virüsleri tanıyan özel reseptörlerin hassasiyetini azalttığı gösterilmiş. Ayrıca kan şekerindeki yükseklik vücudun C vitamini emmesini de engelliyor.

Yaşlanmayı hızlandırıyor

Kollajenin yapısını bozar. Cildin erken sarkmasına ve kırışmasına yol açar. Vücutta serbest oksijen radikallerin artmasına ve oksidatif strese neden olur. Dolayısıyla bir şekilde paslanmaya yol açar.

Diş çürüklerine neden oluyor

Tükürük yapısını da etkileyerek diş çürümelerine, diş eti hastalıklarına neden olur.

Kanser hücreleri şekeri sever

Şeker kanser hücrelerini besler. Pankreas, kalın bağırsak, yumurtalık, meme, prostat kanserlerinin oluşma riskini artırır.

Beyin işlevini olumsuz etkiler

Beyinde delta, alfa ve tetra dalgalarını bozar, baş ağrısı ve migrene neden olur. Çocuklarda hiperaktivite, konsantrasyon bozukluğu, adrenalin seviyesinde artışa neden olabilir. Epileptik nöbet, Alzheimer ve Parkinson hastalığı riskini artırır.

Damarların tıkanmasına yol açıyor

Kandaki fazla şeker, kan yağlarındaki dengeyi bozar. Trigliseridi nasıl yükselttiğinden bahsettik. Şeker aynı zamanla kötü kolesterol dediğimiz LDL’yi taşıyan küçük parçacıkların da artmasına sebep olur. Yani damarların tıkanmasına yol açan kötü kolesterolün daha da yapışkan hale gelmesine yol açar. İyi kolesterol olarak tanımladığımız yüksek yoğunluklu lipoprotein olan HDL’nin düşmesine sebep olur. Şeker aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını da artırarak damarların tıkanmasına neden olur.

Kemik erimesini artırıyor

Şeker vücuttaki mineral dengesini bozar. Kalsiyum ve magnezyum emilimini azaltır. Böylece yiyeceklerden bu mineralleri almamız zorlaşır. Kemiklerin yapısı güçsüzleşir.

Hazımsızlık yapar

Fosfataz adlı enzimi bağlar ve yok eder. Böylece sindirimi zorlaştırır. Besinlerin mide bağırsak sisteminde ilerlemesini yavaşlatır, kabızlığa sebep olur.

Ne yapmalı?

Tüm bu bilgiler ışığında şekeri kararında tüketmeli.

Yemek sonrası ağır şerbetli tatlılar yerine hafif meyveleri tüketmeli. Meyveyi suyunu sıkıp değil bütününü tüketmeli, kurusunu değil tazesini tüketmeli.
Üzüm, incir, karpuz, kavun, muz gibi şeker oranı yüksek meyveler yerine şeftali, elma, yaban mersini, çilek, vişne gibi meyveleri tüketmeli. Kırmızı elmayı değil, yeşil elmayı tercih etmeli.

Özellikle içinde bulunduğumuz sıcak yaz günlerinde bu meyvelerden oluşan serinletici soğuk bir meyve salatası hem lif hem de güzel bir vitamin kaynağı olacaktır. Yediklerimiz arasında posalı glisemik indeksi düşük gıdalara ağırlık vermeliyiz. Kan şekerini böyle zıplatmayan yiyecekler hangileri derseniz, domates, limon, marul, salatalık, pırasa, bamya, mantar, kabak, karnabahar, ceviz, fındık, badem, et, balık gibi yiyecekleri sıralayabiliriz.

Eğer insülin direnci geliştiyse ve diyetle önlem alamadıysak doktorumuza danışarak ilaç kullanımına başlayabiliriz.

Hareket etmeliyiz. Sağlığımız için hareket etmek vücudumuzdaki şeker metabolizmasına da iyi gelir. Kandaki şekerin düşmesine yardım eder. Her gün en az bir saat yürümek hatta bu süreyi yorulana kadar olacak şekilde artırmak faydalı olacaktır.