06.10.2020 - 15:44 | Son Güncellenme:
DHA
Genetik Mühendisi Prof.Dr. Metin Turan datura bitkisi, şeytan elması, bambulotu, akrepotu, acıkarpuz ve engerekotu gibi doğada 6 bine yakın zehirli diye adlandırılan 'yabani ot bulunduğuna ve doğru yöntemlerle hasat edilmemesi halinde bitki çayları ve baharatlarla birlikte bu otların, insanların sofralarına kadar gelerek sağlığı tehdit edeceğine dikkat çekti.
Prof.Dr. Metin Turan, kişilerin özellikle Covid-19 salgını döneminde bağışıklık sistemini güçlendirmek için endemik bitki türlerine yöneldiğini onlarla gelen zehirli otların ise tehlikeli olduğunu vurguladı.
Geçen yıl birçok kişinin ıspanaktan zehirlendiğini hatırlatan Prof.Dr. Turan, yaprağı yenen bitkileri toplarken içinde ‘yabani ot’ olabileceğini unutmadan hareket etmek gerektiğini aktardı
Zehirli otların bünyesinde ‘alkaloit’ denilen insanlar için tehlikeli toksinler bulunduğunu söyleyen Prof.Dr. Turan, “Bitkiler toplanırken nitelikli işçilerin bulunmaması nedeniyle ‘yabancı ot’ olarak ifade ettiğimiz içerisinde bulunmaması gereken otlar dikkate almadan hasat ediliyor.
O yüzden insanların zehirlenme riski giderek artıyor. İşletmeler, bitkileri işlerken otlara dikkat etmeli.
Endüstriyel hasatlarda sortex dediğimiz ayrıt edici maddeler olmadığı için makineler birlikte hasat ediyor, bu da tehlike oluşturuyor.
Avrupa'da bu riski azaltmak için her bitki poşet içine konuluyor ve içeriğini yazmak koşuluyla bandrollenerek satılıyor.
Biz de olduğu gibi kasalarla büyük partiler şeklinde satış olmuyor. Eğer poşetleme ya da ambalajlama işlemini yaparsak risk sıfıra iner” ifadelerini kullandı.
Zehirli otların önemli bir kısmının kültür bitkileri olduğunu anlatan Prof.Dr. Turan, “Papatya, baklagil ve çiçek açan diğer bitkileri de sayarsak yaklaşık 3 bin ila 6 bin arasında değişen tür var. Bitkiler kendilerini korumak için alkaloit üretiyor, bu amino asitlere zehir diyoruz.
Bu ürünleri ilaç sanayinde ham madde olarak kullanırız ama son zamanlarda ‘takviye edici gıda ürünleri’ adı altında gelişi güzel kullanılmaya başlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı, aktarlardaki bu tür ürünlerin satışına belli düzenleme getirmeli” dedi.
Bitki çaylarının üzerine faydası ve olası yan etkilerinin de yazılması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Turan, “Aslında kullandığınız zencefil veya ekinezya çayının zararlı bir etkisi yok. Bünyelerinde bulunan etkin maddeler bir başkası için tetikleyici olabilir.
Dolayısıyla diğer ilaçlarda olduğu gibi etiketlere fayda ve zararları yazılmalıdır. Tansiyon hastası etiketi okuduğunda zarar verecek bir etkisi varsa ürünü kullanmasın.
Çay yapılacak bitkiler toplanıp hasat edildikten sonra paketlemeye geçişte yeterli ölçüde sterilizasyon şartları yerine getirilmezse 1 ay içerisinde bünyede bulunan mantar ve bakteriler maya ile küfler vasıtasıyla toksin, aflatoksin, akratoksin gibi maddeler üretiyor. Bunlara dikkat etmeliyiz” diye konuştu.
Kekik, nane, pul biber, karabiber gibi sık kullanılan baharatların toplanırken zehirli otlarla karıştığını söyleyen Prof.Dr. Turan, "Yabani yani zehirli otlar o toprakta yaşıyor, biz kültür bitkileriyle yerlerini değiştirmeye çalışıyoruz.
Hasat esnasında işin ustaları bilir, ayırır ama niteliksiz zehirli otları bilmeyen insanlar bitkileri toplarsa karışma söz konusu oluyor.
Eğer paketlemeye geçmezseniz çuvallarla, büyük kasalarla dağıtım yaparsanız riski minimize etme şansınız yok" ifadelerini kullandı.
Zehirli otların insan sağlığını tehdit ettiğini vurgulayan Prof.Dr. Turan, "Kanser başta olmak üzere birçok olumsuz sonuçlar doğuruyor.
Özellikle karaciğerde yarattığı hasarla geri dönüşü olmayan hastalıklara neden olabilir.
Solunum enzimleri olumsuz etkileniyor. Böbrek yetmezliğinden kalp damar hastalıklarına kadar pek çok hastalığa neden olabiliyor çünkü otlar yüksek düzeyde toksin yani alkaloit içeriyor” dedi.