28.02.2025 - 19:56 | Son Güncellenme:
AA
Kanal 7 Medya Grubunun 30'uncu yıl dönümü dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, medya grubunun mensupları ile basın, yayın ve iletişim camiasını selamladı.
Erdoğan, Kanal 7 Medya Grubunun 30'uncu kuruluş yılı münasebetiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşadığını belirterek "Bu anlamlı programın düzenlenmesinde emeği geçen her bir kardeşime yürekten teşekkür ediyorum." dedi.
Bu akşamın anlamlı bir akşam olduğunu kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Zira Ramazan-ı Şerif'in adımını atıyoruz, ilk teravih bu akşam icra ediliyor, kılınıyor ve başı rahmet, ortası mağfiret sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif'le müşerref oluyoruz. Sizlerin vasıtasıyla yurt içinde ve yurt dışında kimi zaman canları pahasına görev yapan basın, yayın ve medya çalışanlarımıza saygılarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Doğru, ilkeli, vicdanlı ve ahlaklı duruşuyla 1994'ten bu yana örnek bir yayıncılık başarısına imza atan Kanal 7 Medya Grubunun 30'uncu kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyorum. Yayın hayatına başladığı günden itibaren yalnızca bir okul değil, aynı zamanda bir ekol haline gelen Kanal 7 ailesini yürekten kutluyorum. Bu ailede görev yapan muhabirinden kameramanına, editöründen yönetmenine, yapımcısından sunucusuna tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum."
"KANAL 7 MEDYA GRUBUNA BAŞARILARLA DOLU DAHA NİCE 30 YILLAR TEMENNİ EDİYORUM"
"Bünyesindeki 3 televizyon kanalı, 1 radyo istasyonu ve 4 internet sitesiyle yayın faaliyetlerini sürdüren Kanal 7 Medya Grubuna başarılarla dolu daha nice 30 yıllar temenni ediyorum." diyen Erdoğan, "Kuruluşundan bugüne halkın ve hakkın yanında olan, etik ve sorumlu yayıncılık prensibinden taviz vermeyen Kanal 7 ailesini gönülden tebrik ediyorum. Kanal 7'nin 30 yıllık meşakkatli olduğu kadar başarılı, bereketli ve şerefli yolculuğunda birçok kıymetli isim geldi geçti. Başta geçen sene vefat eden İdari İşler Müdürü Şentürk Kaplan olmak üzere, ebediyete irtihal eden tüm kardeşlerimi rahmetle yad ediyorum." diye konuştu.
Mevla'dan emekleri zayi etmemesini dileyen Erdoğan, "Onları cennetiyle, cemaliyle inşallah müşerref eylesin. Bir dönem Kanal 7 bünyesinde çalışıp da artık emekliliklerini yaşayan personellerimize de hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, sözlerinin başında özellikle bir hususu ifade etmek istediğini dile getirerek "Yaşı 30'un altında olan gençlerimizin çoğu Kanal 7'nin bu ülkedeki hak ve hürriyet mücadelesinde neye tekabül ettiğini doğal olarak fehmedemiyor. Bugün 28'inci yıl dönümü olan 28 Şubat'ın eğitimden siyasete, medyadan iş dünyasına nasıl bir baskı, zorbalık ve zulüm düzeni tesis ettiğini, o karanlık dönemleri yaşamayanlar tam manasıyla idrak edemiyor. Hatta özellikle 28 Şubat meselesi gündeme gelince CHP'li siyasetçilerin 'Bitmedi şu mağduriyetiniz.' diyecek kadar küstahlaştıklarına şahit oluyoruz." dedi.
28 Şubat döneminde kılık kıyafeti veya fişlemeler nedeniyle disiplin soruşturması geçiren öğretmen sayısının 33 bin 500 civarında olduğunu belirten Erdoğan, bunlardan 11 bininden fazlasının ceza aldığını, binlercesinin istifa ettirildiğini söyledi.
Erdoğan, diğer kurumlarda çalışan binlerce kamu görevlisinin aynı şekilde tahkikata uğradığını, sürgün edildiğini, istifaya zorlandığını veya işinden atıldığını belirterek şöyle konuştu:
"Emniyet birimleri suçlular yerine İstanbul'un göbeğinde sarıklı, sakallı, cübbeli, çarşaflı vatandaşlarımızı kovalıyordu. Üniversite kapılarına kurulan adına 'ikna odası' dedikleri psikolojik işkence odalarını, imam hatiplilerin üniversiteye gitmesini engellemek için devreye sokulan katsayı uygulamasını, bugün bile sanayi sektörümüze bedel ödeten meslek liselerine yönelik adaletsizlikleri, imam hatiplerin ortaokul kısmını kapatmak için getirilen 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasını ve daha burada saymaya kalksak saatler sürecek zulümleri, zorbalıkları, baskı ve yasakları bu ülke yaşadığı gördü, çok acı biçimde tecrübe etti."
"FETÖ'NÜN, CHP ZİHNİYETİNİN ÖZELLİKLE MEDYASININ ŞAHSIMIZA YÖNELİK SALDIRILARI KARŞISINDA BİR DALGAKIRAN OLDUNUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"28 Şubat sadece hak ve özgürlüklerde değil, ekonomide de çok büyük bir yıkıma sebep olmuştur. Bunların sorumlusu sensin CHP. Siz yaptınız bunları. 28 Şubat postmodern darbesinin ülkemiz ekonomisine maliyeti nedir biliyor musunuz? 380 milyar dolardır. Millet fakirleşir dönemin darbe şakşakçısı, kartel medyası ve elitist iş çevreleri, ucuz kredilerle daha da zenginleşmiştir. Gazete manşetleri ve televizyon ekranları üzerinden irtica geliyor furyasına benzin dökenlerin hepsi 28 Şubat müdahalesinden ekonomik olarak büyük kazançlar sağlamıştır. Vesayete verdikleri desteğin karşılığını ucuz kredi, teşvik, iltimas, imtiyaz olarak ziyadesiyle almışlardır."
Böyle umutsuz bir dönemde Kanal 7 Medya Grubu'nun yürekli duruşuyla milletin sesi, soluğu ve vicdanı olduğunu, baskı karşısında Kanal 7'nin, demokrasi ve milli iradenin savunma hattı görevini üstlendiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"O günleri iliklerine kadar yaşamış bir siyasetçi olarak şunu bugün bir kez daha iftiharla söylemek isterim ki, üniversite kapılarından geri çevrilen eğitim ve çalışma hakkı gasbedilen kadınların sesini siz duyurdunuz. Katsayı adaletsizliğiyle geleceği çalınan öğrencilerin uğradığı haksızlıkları yıllarca gündeme siz getirdiniz. Okullarından çıkıp cumaya giden evlatlarımızın ekranlarda terörist gibi gösterildiği o utanç günlerinde, kartel medyasına sorumlu ve ahlaklı habercilik nasıl yapılır bunun dersini siz verdiniz. Sadece ülkemizde değil, Filistin'den Afrika'ya, Asya'dan Balkanlar'a nerede bir ezilen varsa feryadını duyurarak, haberini yaparak, davasını ekrana taşıyarak mazlumların haykıran sesi oldunuz. İlk günden itibaren milletin oyuyla seçilen, millete hizmet etmeye çalışan nice isim gibi bizleri de yalnız bırakmadınız. Küresel kültürün, statükonun, FETÖ'nün, CHP zihniyetinin özellikle medyasının şahsımıza yönelik saldırıları karşısında bir dalgakıran oldunuz."
"CHP İLTİSAKLI BASIN KURULUŞLARININ MİSYONU VE ZİHNİYETİ DEĞİŞMEDİ"
Erdoğan, Cumhuriyet mitinglerinden 27 Nisan bildirisine, gezi Vandallığından 17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişimine, 15 Temmuz ihanetinden milli iradeyi hedef alan diğer saldırılara kadar yakın tarihin en kritik eşiklerinde Kanal 7'yi daima yanlarında bulduklarını belirten Erdoğan, "Sizler 30 yıl boyunca medyanın ve meydanın boş olmadığını birilerine çok net biçimde gösterdiniz." dedi.
"Kimsesizlerin sesi" olma iddiasının hakkını tam 30 yıldır layıkıyla veren Kanal 7 ailesine şahsı, ailesi ve partisi adına şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Burada acı da olsa şu hakikatin hepimiz gayet farkındayız; sayfasını, hesabını, köşesini ve kalemini ücreti mukabili kullanan gazeteci kılıklı kalemşörler, dün olduğu gibi bugün de varlar. 25-30 sene önce tek görevleri vesayet güçlerine sözcülük yapmak olanlar, şimdi de sabahtan akşama CHP'nin yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlüklerini, belediyeleri bir sarmaşık misali saran yağmacılığını aklamakla meşguller. Gazetecilik kurallarıymış, meslek ahlakıymış, dürüst davranmakmış, bunların hiçbiri umurlarında değil. Eskiden de hakikatin ve milli iradenin karşısındaydılar, şimdi de. Eskiden de belli merkezlere payandalık yapıyorlardı bugün de parayı verenin düdüğünü öttürüyorlar. Devir değişti. Fakat CHP iltisaklı basın kuruluşlarının misyonu ve zihniyeti değişmedi. Hatta üzülerek söylüyorum üslup, seviye, kalite ve yayın çizgisi açısından malum medya daha da trolleşti. Geçmişle günümüz arasındaki en büyük fark bu vesayet aparatlarının merkez medyada artık köşe başlarını tutmuyor oluşudur."
Erdoğan, Türkiye'de vesayetin tüm form ve biçimleri geriledikçe, tamamen ideolojik klan dayanışmasıyla uzun yıllar basın yayın hayatını esir alan tek tipçi anlayışın da mevzi kaybettiğini vurgulayarak, "Ülkenin tirajı yüksek gazetelerinde halka hakaret eden, siyasetçisini tehdit eden, milletin inanç ve kültür değerlerini aşağılayan kerameti kendinden menkul kalemşörlerin de devri iktidarı zamanla sona ermiştir." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'Yİ ESKİ KARANLIK VE KAOTİK GÜNLERİNE GERİ DÖNDÜREMEYECEKLER"
Birileri kabullenmek istemese de Kanal 7'nin kurulduğu yıllara göre daha zengin, daha renkli, daha çoğulcu bir medya düzenine sahip olduklarını söyleyen Erdoğan, "Yeni medya düzeninin, eskinin imtiyazlılarını, seçkinlerini, halka rağmen halkçı jakobenlerini rahatsız ettiğini biliyoruz. Nitekim iş adamı örgütlerinden kimi basın kuruluşlarına, eski Türkiye'nin demirbaşları zaman zaman bu rahatsızlıklarını da ifşa etmektedir. Ama ne yapsalar boş. Ne yapsalar beyhude. Kanal 7 ailesi gibi yerli, milli ve özgür medyamız olduğu müddetçe bir daha Türkiye'yi eski karanlık ve kaotik günlerine geri döndüremeyecekler." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eninde sonunda 85 milyonun bütün fertlerinin eşit olduğu, eşit muamele gördüğü yeni Türkiye gerçeğiyle yaşamayı öğreneceklerini, bu ülkenin asli ve tek sahibinin tüm kesimleriyle millet olduğunu er ya da geç kabulleneceklerini vurguladı.
Erdoğan, dönemin kibir abidelerinin 'Bin yıl sürecek.' dedikleri 28 Şubat'ı, aziz milletin desteği ve Kanal 7 gibi duruş sahibi medya kuruluşlarının katkısıyla buruşturup, tarihin çöp sepetine attıklarını söyledi.
Erdoğan, "Milli iradeyi baskı altına almaya çalışan vesayet heveslilerine de meydanı asla terk etmeyeceğiz. Bugün bir kez daha tekrarlıyorum. Biz yapıcı eleştiriye, farklı fikirlere, aykırı görüşlere sonuna kadar açığız. Türkiye'nin gücüne güç katacak, ekonomide, siyasette, dış politikada, toplumsal barış ve huzur ortamına katkı verecek her türlü öneriyi dinleriz. Hatta kimden geldiğini umursamadan memnuniyetle karşılarız." ifadesini kullandı.
Türkiye Yüzyılı'nın inşasında her bir vatandaşın emeğine, gayretine ve desteğine ihtiyaçları olduğunu her fırsatta vurguladıklarını belirten Erdoğan, "Bunu da öyle laf olsun diye değil tüm hüsnüniyetimizle dile getiriyoruz. Ancak demokrasimize zarar veren, ekonomimize zarar veren, adalet değil imtiyaz peşinde koşan girişimlere de eyvallah etmeyiz. 1960'tan beri CHP zihniyetine iktidar yolu açmak için neredeyse her 10 yılda bir işletilen darbe mekaniğini tamamen kırıp atmakta kararlıyız." diye konuştu.
"ANAYASAMIZDA İLK DÖRT MADDE ŞU ANDA NEREDEYSE BİZ DE YANINDAYIZ"
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Evlatlarımızı oligarşinin hiçbir biçiminin olmadığı, medyanın siyaseti dizayn aracı olarak kullanmadığı, temel hak ve hürriyetlerin serbestçe yaşandığı, demokrasisi güçlü, pasaportu itibarlı, sözünün ağırlığı olan bir Türkiye ile mutlaka ama mutlaka buluşturacağız. Biz buna 'Ötekisiz Türkiye' diyoruz. Kimsenin kendini öteki olarak hissetmediği, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir iklimi ülkemizde tesis ve tahkim etmek, milletimize karşı asli görevimizdir."
Son 22 yılda demokrasi ve özgürlük hamleleriyle 28 Şubat döneminin ayrımcı, ötekileştirici, baskıcı uygulamalarına son verdiklerini belirten Erdoğan, "Bırakın kamuoyunda rahatça konuşulmasını, neredeyse düşünülmesi dahi yasak olan birçok meseleyi çözüme kavuşturduk. İnancı, meşrebi, hayat tarzı ve kökeni ne olursa olsun 85 milyonun tüm mensuplarını, devletin birinci sınıf vatandaşı haline getirdik." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa değişiklikleri, yargı reformları ve diğer hukuki düzenlemelerle siyaset kurumuna vesayet karşısında otonom bir alan kazandırdıklarını dile getirerek, "Çıkıyorlar ikide bir, 'İlk dört maddeyle işiniz ne?' Ya bizim ilk dört maddeyle işimiz filan yok. Anayasamızda ilk dört madde şu anda neredeyse biz de yanındayız. Yolumuza da öyle devam ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile de sivil siyasetin bu özerk alanını alabildiğince genişlettik. Önümüzdeki dönemde büyük kongrelerimizde kamuoyuyla paylaştığımız kapsamlı reformları peyderpey hayata geçireceğiz." ifadesini kullandı.
"GÜVENLİK-ÖZGÜRLÜK DENGESİNİ DAİMA MUHAFAZA ETTİK"
Erdoğan, Türkiye'yi prangalarından kurtarma mücadelesinde önlerine çıkan en büyük engellerden birinin terör belası olduğunu söyledi.
Türkiye'nin terörle 40 yıllık imtihanında çok ciddi zorluklarla karşılaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör, sadece devletimizin bütünlüğünü ve milletimizin huzurunu değil, aynı zamanda demokrasimizi, ekonomimizi ve sivil siyaseti de hedef aldı. Terör tehdidi ülkemizde uzun yıllar siyaseti biçimlendirmek, siyasetçileri dar bir alana hapsetmek için bir sopa olarak kullanıldı. Biz 22 seneyi aşan iktidarlarımız boyunca bu tuzağa asla düşmedik. Güvenlik-özgürlük dengesini daima muhafaza ettik. Bu topraklardaki ezeli ve ebedi kardeşliğimize asla gölge düşürmedik, bilakis daha da güçlendirdik." dedi.
Terör örgütünün bir dönem istismar aracı olarak kullandığı bahanelerin hemen hepsinin ya ortadan kalktığını ya çözüldüğünü ya da hal yoluna girdiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Cumhur İttifakı ortağımız, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin cesur inisiyatifiyle başlayan, bizim kararlı tutumumuzla ilerletilen 'Terörsüz Türkiye' çabalarında dün itibarıyla artık yeni bir safhaya geçilmiştir. Önümüzde bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarının yıkılması hedefine giden yolda tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Emperyalizmin bu coğrafyada iki asırdır sergilediği sinsi ve kirli oyunun bozulması sadece ülkemizin ve vatandaşlarımızın değil, tüm bölgemizin kazanç hanesine yazılacaktır. Son dönemde iyice pervasızlaşan emperyalist niyetler, tüm dünyanın gözü önünde yaşanan insani trajediler, girilen yeni yolu daha anlamlı, çok daha önemli hale getirmiştir."
"Türk'ü ve Kürt'ü ile bu milletin hiçbir ferdi, geçmişte yaşandığı gibi ikircikli söylemler ve eylemlerle süreci çıkmaza sokan hiç kimseyi affetmeyecektir." diyen Erdoğan, "Başlayan sürecin bütün unsurlarıyla yerine getirilip getirilmediğini ilgili kurumlarımız vasıtasıyla titizlikle takip edeceğiz. Bu kritik dönemin alay-ı vala ile değil, sükunetle, serinkanlılıkla, sabırla ve elbette samimiyetle yürütülmesinin en isabetli yöntem olduğu kanaatindeyiz. Bin yıllık kardeşliğimizi zehirleyen bu sorunun kalıcı, kati ve kesin olarak bitmesini istemeyenler unutmayın çıkacaktır. Dolayısıyla bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı en üst seviyede dikkat sergileyecek, gereken bütün tedbirleri alacağız. Burada şunun da altını çizerek belirtmek isterim. Silah ve terör baskısı ortadan kalkınca doğal olarak siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir. Türkiye, sadece emperyalizmin kanlı oyunlarını bozmakla kalmayacak, aynı zamanda ekonomik kalkınma ile dış ve iç politikadaki hedeflerine inşallah daha hızlı ulaşacaktır." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda millete seslenerek, "Milletimiz müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. 'Terörsüz Türkiye'nin kazananı Allah'ın izniyle Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni ayırt etmeksizin 85 milyonun tamamı olacak, milletimizin her bir ferdi olacaktır. Biz bunu tüm hücrelerimizle, canıgönülden inanarak söylüyoruz. Unutmayın, niyet hayır, inşallah akıbet de hayır olsun diyoruz. Mevla yolumuzu, bahtımızı açık etsin. Rabbim, bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın. Rabbim, bu ülkeyi her türlü beladan ve ihanetten muhafaza eylesin." dedi.
PROGRAMDAN NOTLAR
Törende, Kanal 7 Medya Grubu için hazırlanan video gösterilirken, Kanal 7 Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim edilen programda, Erdoğan ile kanalın yönetim kurulu üyeleri aile fotoğrafı çektirdi.
Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti TBMM Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta ve Muhammet Emin Akbaşoğlu, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Şahap Kavcıoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül, Kanal 7 Medya Grubunun yöneticileri ve çalışanları katıldı.