26.03.2025 - 22:55 | Son Güncellenme:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması Ödül Töreni'nde konuştu. Erdoğan'ın açıklamaları özetle şöyle:
Aziz milletim, saygıdeğer hocalarım, sevgili Kur'an bülbülleri, değerli misafirler, Hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Muhterem hocalarımızla, farklı ülkelerden programımızı teşrif eden kıymetli kardeşlerimizle, kalplerini kalplerimizle birleştiren gönül dostlarımızla bugün bir aradayız. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine, bu gazi mekana hepiniz hoşgeldiniz. Sizlerin vasıtasıyla, yurt dışındaki kardeşlerimize, gönül ve kültür coğrafyamızdaki dostlarımıza, refiklerimize, ilim ve muhabbet erlerine selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Nihayete ermesinin verdiği hüzünle, buruk bir kalple uğurlamaya hazırlandığımız Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik ediyorum. Ramazan bayramınız şimdiden mübarek olsun diyorum.
Rabbimiz Kadir suresinde şöyle buyuruyor: Biz onu yani Kur'anı Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doldurur. Evet işte böyle bir müstesna ve muazzez bir geceyi idrak ediyoruz.
'İSRAİL GAZZE'DE KATLİAMA DEVAM EDİYOR'
Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu tan yerinin ağarıncaya kadar esenlikle dolduğu bin aydan daha hayırlı Kadir gecesinin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu mübarek gecenin başta Gazze ve Filistin olmak üzere Suriye'de, Lübnan'da, Yemen'de, Somali'de ve daha pek çok yerde zulme, zalime ve soykırıma karşı kahramanca direnen tüm mazlumların kurtuluşuna, bunun yanında daha fazla kardeşliğe, daha fazla dayanışmaya, Müslümanlar arasında daha fazla vahdete vesile olmasını temenni ediyorum.
"SONUNA KADAR FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ"
19 Ocak'ta varılan ateşkes mutabakatını bozan Siyonist hükümet son günlerde Gazze'ye yönelik hava saldırılarını artırdı. Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, sağlık tesisleri, sağlık çalışanları İsrail tarafından bilerek hedef aldı. Neredeyse %80'i yıkık halde olan Gazze'nin ayakta kalan son binaları da ağır bombardıman altında yok ediliyor. Batılı güçlerin sessizliği karşısında şımardıkça şımaran, her gün daha da haydutlaşan İsrail yönetimi soykırım politikasına Ramazan'da da devam ediyor. İsrail, insanlık dışı son saldırılarında maalesef çoğu çocuk ve kadın, 700'ün üzerinde Filistinli kardeşimiz şehit oldu. Yüzlerce masum yaralandı. Tüm şehitlere yüce Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Sizlerden Kadir Gecesi'nde edeceğiniz dualarda Gazze'li kardeşlerimizi unutmamanızı istirham ediyorum. Rabbim bu geceyi hakkıyla ihya etmeyi hepimize nasip eylesin diyorum. Burada şunu da açık açık söylemek isterim.
Şunu herkes bilsin ki, biz sonuna kadar Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Barışı ve adaleti savunan İlkeli politikalarımızla yanlarında olacağız. Türkiye olarak Kardeş Filistin halkına gereken her türlü desteği vereceğiz.
Gazze'de zulmün ve soykırımın bir an önce son bulması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. Soykırımın başladığı ilk günden itibaren tüm imkanlarıyla Filistin halkının sesi olmaya gayret eden TRT gerek ulusal gerekse uluslararası haber mecralarındaki yayınlarının kahir ekseriyetini Gazze'ye ayırdı. 7 Ekim 2023 günü itibariyle Gazze'den dünyaya bir iletişim koridoru açarak gelişmeleri anbean aktardı. Yaşanan her acıyı kayda geçirdi. Sadece haber yayınlarıyla değil, soykırımı anlatan yapımlarıyla da adalet mücadelesine katkı sunmaya da devam ediyor. Gelecekte adaletin tesis edilmesine önemli katkılar yapacak yayın ve yapımlara imza atan TRT mensuplarını bir kez daha tebrik ediyorum.
"İŞGAL VE SOYKIRIMIN ÖNÜNE GEÇİLEMEDİ"
Son dönemde bölgemiz başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarında meydana gelen hadiselerin etkilerini giderek daha fazla hissediyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistem yeniden inşa edilirken şiddet ve rekabetin dozu da günden güne artıyor. İnsanlığın ortak değerleri, ortak birikimi günbegün tefessüh ediyor. Barışı, huzuru ve güvenliği tesis etmek üzere ihtiyaç edilen uluslararası kurum ve kuruluşlar görevlerini yerine getiremediği gibi, karşı karşıya olduğumuz insani trajedilerin daha da derinleşmesine sebebiyet veriyor. Filistin'de bir buçuk yıldır devam eden işgal ve soykırımın önüne bir türlü geçilemedi. Afrika'nın farklı ülkelerindeki açlık, susuzluk, yoksulluk onlarca yıldır devam ediyor. Bugün 60'dan fazla ülkede 280 milyonu aşkın insan akut gıda krizi ile karşı karşıya. Açlığı en ileri ve ölümcül düzeyde yaşayan dünya genelinde 36 milyonun üzerinde insan var. Sistematik baskılara, asimilasyon politikalarına maruz bırakılan, hakları çiğnenen çok zor şartlar altında yaşayan milyonlarca kardeşimiz var. Coğrafyamızdan nereye baksak istikrarsızlık ve bunu görürken çatışma, kaos, kardeş kavgası görüyoruz. Çözülmediği için derinleşen krizler görüyoruz. Burada şu hususu açık yüreklilikle ifade etmek arzusundayım. Bu olumsuz tablonun ortaya çıkmasında küresel sistemin efendileri kadar İslam dünyasındaki ataletin ve dağınıklığın da payı var.
Kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan maalesef dış dünyaya, dışarıdaki fırsatlara yeterince odaklanamıyoruz. Kimi zaman mezhep, kimi zaman köken, kimi zaman kabile tahassülü, Müslümanların enerjilerini tüketiyor, içten içe adeta çökertiyor. Dünyanın en genç nüfus yapısına sahip olmamıza rağmen geleceğimiz olan evlatlarımızı kardeş kavgasına kurban veriyoruz. Emperyalistlerin bir asır önce ördüğü ve yıllardır sürekli büyüttüğü fitne ve nifak duvarlarını üzülerek söylüyorum, bir türlü yıkamıyoruz. On dört asırdır her gün beş defa aynı kübleye döndüğümüz halde inancımızın bize emrettiği şekilde bir duvarın tuğlarları gibi kenetlenemiyoruz. İslam'ın evrensel kardeşlik mesajlarına teslim olamadığımız, bunları hayatımıza tatbik edemediğimiz kaderimizin de kaderimizin yanında müşterek olduğunun şuuruna layıkıyla varamadığımız için ne yazık ki emperyalist güçlerin operasyonlarına açık hale geliyoruz.
Gelinen noktada şu gerçeği kabul etmemiz şart. Bizi içeriden zayıflatan bu kötü gidişe artık bir dur demek zorundayız. Eğer yaralarımızı sarmak, yeryüzünde huzur ve adaleti tesis etmek, gariplerin, mazlumların, güçsüzlerin çektiği sıkıntılara bir son vermek istiyorsak aramızdaki birlik ve beraberliği güçlendirmemiz gerekiyor. Bunun için Peygamber Efendimizin bize en büyük mirası olan Kur'an ve sünnetin ışığında yeni bir sayfa açmamız, aramızdaki anlaşmazlıkları bir an önce çözüme ulaştırmamız icab ediyor. Bakın şunu da tüm samimiyetimle söylüyorum, yakın bir tarihe kadar dünyaya nizam veren geçmişimize baksak, İslam'ın nuruyla yeryüzünü aydınlatan üç kıta yedi iklimde adaleti şefkat ve merhameti hakim kılan ecdadın izinden gitsek inanın bu bile bizim için çok önemli bir başlangıç olacaktır.