Korkaklar her gün ölür
Ve bu sezon da Fenerbahçe için bitti... Bu sonucun bir numaralı sorumlusu tartışmasız Jose Mourinho’dur. Son dönemlerde hiçbir teknik adam elinde çok daha zayıf kadro olmasına rağmen, Mourinho kadar korkak ve çirkin futbol oynatmadı. Kadıköy’de kazanmak için oynadığın maça önce rakibi durdurmak hatta rakibi değil, sadece Osimhen’i durdurmak üzere bir planla çıkan hoca, dünyanın en iyisi de olsa korkaktır. Haftalardır işleyen bir düzeni ‘aman Osimhen gol atmasın’ diye bozarsan senin de fiyakanı Kadıköy’de bozarlar...
Mert Müldür ve önünde Oğuz haftalardır harika performans sergiliyorlar; sen hangi akla hizmet bilinmez, sakatlıktan yeni çıkmış Osimhen’e hep ezilmiş Çağlar ile başlıyorsun. Önceki bütün büyük maçlara bakalım, Dzeko-En Nesyri ikilisi çoğunlukla tehdit olmuşlar, sen koşmayan, fizik gücü yetersiz Talisca’dan medet umuyorsun... Bu asla büyük hocalık değil, bir kez daha tekrarlıyorum büyük korkaklıktır.
Bir ilk 45 dakika izledik, Galatasaray’ın soyunma odasına 5-0 ile gitmemesinin nedeni şanssızlık ve beceriksizlik. Fenerbahçe’nin orta sahası yoktu. O ilk 45 dakikada sadece iki kez üç pas yaptılar, onlardan birinde de Szymanski’nin ofsaytımsı golü geldi. Tüm takım beceriksizler ordusu gibiydiler. Hepsi top kaybetme yarışına girmişlerdi. Ama işte o Szymanski’nin ofsayt mıdır, değil midir anlayamadığımız golü soyunma odasına bir umutla götürdü sarı-lacivertlileri. Büyük hayal kırıklığı yaşayan taraftar ikinci yarının başında ‘acaba mı?’ dedi. Hatta bir ara beraberlik için umutlandılar bile. Ancak atı alan Kadıköy’ü de geçmiş, Üsküdar’ı da geçmiş, Kemerburgaz’a adımını atmıştı bile...
Taraftara yazık, doğum gününü acı bir şekilde kutlayan Başkan Ali Koç’a yazık, yazık da yazık. Daha önce söylemiştim, yazmıştım, bir kez daha tekrarlıyorum; Fenerbahçe için ligde şampiyonluk Kaf Dağı’nın arkasında. Dünkü Galatasaray’ın, bu Osimhen’li Galatasaray’ın bundan sonra kolay kolay ligde puan kaybedeceğini sanmıyorum. Dünkü galibiyetin morali Galatasaray’ı kupada da şampiyonluğa taşır ve bu hiç de sürpriz olmaz.
Okan Buruk’u da ayrıca kutluyorum. Dünyanın 1 numarası olduğunu iddia eden bir hocaya, üçüncü kez harika bir ders verdi. Ve korkakların her zaman, cesurların ise sadece bir kez öldüğünü kanıtladı.
Ve son sözüm Mourinho’ya... Bükemediğin eli öpeceksin. Meslektaşının burnunu sıkmak sana hiç yakışmadı, utanmalısın!