06.04.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
ALİ EYÜBOĞLU
ALİ EYÜBOĞLU- Senaryoyu okuduğu andan itibaren “Gidion”la uyuyup uyanan, “Elimde olsa bir ömür boyu oynarım” diyen Özge Özder, birçok kez aday olduğu Afife Jale Ödülü’nü yeni oyunuyla kazanabilir mi? “Gidion’un Düğümü” yaptığı 20 gösterimde büyük ilgi gördü. Özder’in performansı çok konuşuldu. Ancak Müze Gazhane Sahnesi’ndeki tadilat nedeniyle şimdilik perde kapandı. Seyircilerse hikâyenin sahnelere dönüşünü bekliyor. O yüzden Afife Jale jürisi, nasıl bir değerlendirme yapar bilinmez ama bu, Özder’in oyuna olan aşkına gölge düşürmez. Bu söyleşide anavatanı tiyatro olan bir oyuncunun “Gidion’un Düğümü”yle olan derin bağını, şarkı söylediği hâlde kendini şarkıcı görmediğini daha iyi anlayacaksınız.
“SAHNEYE ÇOK AÇIM, SEKİZ OYUNDA BİRDEN OYNAYABİLİRİM”
“Benim anavatanım tiyatro” diyen bir sanatçı olarak bundan böyle mutlaka repertuvarına katmak istiyorum dediğiniz projeler var mı?
Var tabii. Ben sahneye hâlâ o kadar açım ki. Çok fazla hayalim var sahneye dair ve zamanım azaldı gibi hissediyorum yaş aldıkça, içimde kalanların hepsini oynamak istiyorum. Beni bıraksanız sekiz oyunda aynı anda oynarım. Bir tiyatro metni gönderin derhal okurum mesela. Şimdi özel tiyatroda da bir şey yapmak istiyorum çünkü “1923” bitiyor. Ve sadece “Gidion’un Düğümü” değil bir oyun daha oynamak var hedefimde.
2000’de Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünden mezun olduktan sonra başlayan oyunculuk serüveninizde “iyi ki yaptım” dediğiniz filmler, diziler ve oyunlar hangileri?
Tiyatrodan “Gidion’un Düğümü”, “Müziksiz Evin Konukları”, “Oyun”, “Matmazel Julie”, “Üç Kız Kardeş”, “1923” ve “12. Gece”, dizilerden ise “Haziran Gecesi”, “Dudaktan Kalbe”, “Umutsuz Ev Kadınları” ve “Mucize Doktor”. Geçen yaz çektiğimiz “Lady Di” adlı sinema filmi de beni çok mutlu etmiştir.
Tiyatroda birçok ödülünüz var ama Afife Jale yok. “Mutlaka almalıyım” dediğiniz ödül Afife Jale mi?
Hepimize bu yolu açan Afife Jale’nin adını taşıyan bir ödül almak bir oyuncu için çok çok kıymetli. Ben de dört defa aday oldum Afife Jale ödüllerine, aralarında Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nin de olduğu 12 önemli ödül aldım, Afife hariç. Hepsi farklı yıllar, farklı jüriler, farklı sahneler. Yani sahneye çıktığımda özel tiyatro ya da belediye tiyatrosu fark etmeksizin görülür ve seçilir olmuşum yaptığım işlerle. Ama her ne olursa olsun bu bir motivasyon ve taçlanmadır sadece. Esas ödül kıymetli rollerle sahneye çıkmak ve kendi ışığınla kucaklaşıp sahnede var olabilmek. Biz bu işi ödül almak için yapmıyoruz, öyle yapmaya başlarsanız o hırsın bedelini gerçek hayatta ruhunuzu, sahne üstünde ise rolü zedeleyerek ödersiniz.
Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali Seyirci Ödülü kazanmış Johnna Adams’ın “Gidion’un Düğümü” oyununa sizi çeken ne oldu?
“Gidionun Düğümü” jilet gibi keskin ve inanılmaz sağlam bir metin. Metni ilk okuduğumda çok katmanlı oluşu ve vuruculuğu beni çok etkiledi. İnsanlar beni daha çok ekranlardan tanısa da kendimi tiyatro oyuncusu olarak tanımlayanlardanım ve mesleğim gereği çok fazla oyun okuyorum. Ah bu oyunu herkese ulaştırmalıyım, bu yazarın dünyasına elçi olmalıyım ve bu rolü ben oynamalıyım diye aklımdan çıkmayan metinlerden biridir… Okuduğum an ne oynayacağımı, nasıl oynayacağımı ve o kadını gördüm diyebilirim. Hatta okuduğum andan itibaren “Gidion” ile uyuyup uyandım ve İBB Şehir Tiyatrosu’na proje olarak önerdim. Şehir Tiyatrosu repertuvarına alınır alınmaz bir tür kampa girmiş gibiydi beynim ve bedenim. Yatakta birlikte uyuyup uyandığım tek metindir bunca yıllık meslek hayatımda… Elimde olsa bir ömür boyu oynarım. Sahneye çıktığım ilk gün ise hem çok zor hem de hayatımın en haz verici anlarını yaşadım. Gidion benim oğlum artık. Meslek hayatımda daha ötesi yok.
“Gidion’un Düğümü”nde rol arkadaşınızın Özgür Kaymak olması nasıl oldu?
Özgür idealistliğini ve kalbini çok sevdiğim bir arkadaşım. Hem kendi oyunlarını yazan, yöneten çok yönlü, derin bir insan hem de oyunculuğa yaklaşımı, kulis arkadaşlığıyla bu oyunun “iyi ki”si benim için. İlk olarak başka bir oyuncu arkadaşımla çıktık yola ama kendisi rahatsızlanınca projeyi iki ay durdurup her şeyi çöpe atıp Özgür için süreci baştan başlattık. Çok zorlu bir prova sürecini şahane yönettik birlikte. Onunla partner olarak sahnedeki yüksek uyumumuz insanları şaşırtıyor ama ben şaşırmıyorum çünkü “Gidion” ile onun da inanılmaz bir kalp bağı var. Özgür’le sahne üstünde ve arkasında çok mutlu ve huzurluyum.
Oyunu izledikten sonra, “Neden bu kadar ağır bir duygu yükü alıp kendini böyle bir eşikten geçmeye zorladın?” diyen eşinize yanıtınız ne oldu?
Sen neden dizlerini patlatarak bitirdiysen İronman’i ben de o yüzden yaptım bu oyunu dedim. İnsanın olgunluk çağında mesleki anlamda bir eşiğe ihtiyacı oluyormuş. Bir metinle bu kadar içsel bir yolculuğa çıktığınızda aklınıza, ruhunuza, bedeninize, göz bebeğinize çakılı kalıyor o deneyim, evrim geçiriyorsunuz. Sahnede döktüğünüz ter ve gözyaşı bile o metinle kimya değiştiriyor. Böyle metinlerin insana yükü çok fazla ama kattığı çok şey var. Demir nasıl dövülerek işleniyorsa bu metinler de oyunculuğunuzu öyle işliyor. Delik deşik hissediyorsunuz, acı çekiyorsunuz ama aynaya baktığınızda sizi nakış gibi işlediğini fark ediyorsunuz, artık başka bir ben oluyorsunuz. Gidion benim için meslekte arkama dönüp baktığımda ya da son nefesimi verirken sahneye dair hatırladıklarımda gözümün önünden kesit olarak akacak olan oyunum.
“KIZIM BABASINA ÇOK DÜŞKÜN SİNAN DA MUHTEŞEM BİR BABA”
Çocuğu için hâlâ bir bakıcı tutmayan, kendi deyiminizle tam zamanlı bir annesiniz. Sosyal medyanızda kızınız Luna’nın cep telefonundan çok özlediği babası gibi gıyabınızda sizi de özlüyor, fotoğraflarınızı öpüyor mu? Yoksa Eva Luna bu hakkını sadece babası için mi kullanıyor?
Evet, babasına çok düşkün bir kız çocuğu Luna. Sinan zaten sıra dışı derecede tatlı, ilgili ve muhteşem bir baba. Beni de özlüyor ve söylüyor biliyorum ama bu anları hemen kayıt açıp kaydeden, bu reflekse sahip tek aile ferdi ben olduğum için benimle ilgili kayıtlı anlar, fotoğraflar hep daha azınlıkta.
“ASLI TANDOĞAN İLE FİKİR ANNESİYİZ”
“Dudaktan Kalbe” daha geniş kitlelerce tanıştığınız bir işti. Aslı Tandoğan ile arkadaşlığınız orada başladı yanılmıyorsam… Arkadaşlığınızı nasıl tarif edersiniz?
Yıllarca görüşmesem de hatta diyelim ki farklı ülkelere savrulsak da artık kan bağı olan biri gibi benim için Aslı. Geçmişten getirdiklerimden. En eski ve gerçek hâllerine tanık olduklarımdan. O yüzdendir ki birbirimizin nikah şahidiyiz ve çocuklarımızın adlarının fikir annesiyiz.
Bir dönem özellikle roman uyarlamaları diziler oldukça başarılıydı. Bugün dizilerimiz global boyutta başarılar elde ediyor. Siz bu başarıyı nasıl yorumluyorsunuz?
Çok çok gurur duyuyorum. Yurt dışında diziler konusunda başarılı olmamız kadar oyuncuların şahsi başarıları da mutlu ediyor. Merve Dizdar ya da Haluk Bilginer örneklerinde sevinçten ağlamaktan içim çıktı mesela... Uyku tutmadı sevinçten öyle söyleyeyim.
“ŞARKI SÖYLÜYORUM AMA ŞARKICI DEĞİLİM”
Bir söyleşide “Kulağım iyi olmakla birlikte, ses tellerim arasında doğuştan açıklık var” açıklamanızı okudum. Müzikal mezunu olmadan bacakları titreyerek 12 şarkı söylediğiniz oyunlar var. Eşinizle müzik de yapıyorsunuz. Nasıl başardınız bunu?
Kusurumu unutup çalışarak ve şarkı söyleme mevzusunu normalleştirmeye başlayarak. Şarkı söylemek de temelde bir duyguyu ifade biçimi. Çağıl çağıl bir sesim yok ama içimde çağlayan çok derin bir duygu birikimi var oyunculuktan gelen. Ve tabii kelimelerin gücünü iyi kullanma yeteneğim ve iyi duyan bir kulağım. Oraya yaslanıyorum ve biraz da insanların huzur bulduğunu söylediği ses tonuma.
Şimdiye kadar 33 tiyatro oyunu, 32 film ve dizide rol alan Özge Özder’in şarkıcılık serüveni Sinan Güleryüz’le evlendikten sonra başladı. Nasıl oldu bu?
Sinan’ın beni müzikalde izlemesi ve “Senle Ben” şarkısının bize ulaştırılması ile oldu. Ama ben şarkıcı filan değilim. Öyle anılmak da istemem haddim değil, bize gelen sahne tekliflerini de bu yüzden hep reddettim. Ben eşimle bazı anılara imza atıyorum sadece ve tiyatro sahnesinde lazımsa şarkı söylüyorum o kadar.
“TAKINTILI OLDUĞUM BİR RUTİNİM YOK”
Hobileriniz neler? Yazmak ve bolca film izlemek Kendinizi dinlemek ve şarj etmek için neler yaparsınız?
En kestirme tabir ile sanat tüketirim. Ve farklı bir coğrafya solumak iyi gelir.
Özel bir beslenme programınız var mı?
Çok geç saatte yediğim çok sağlıklı bir kahvaltı rutinim var. Çiğ sebze çok severek tüketirim. Kahvaltı geç olunca zaten iki öğün besleniyorum ve fast food karbonhidrat pek sevmem. Onun dışında takıntılı olduğum bir rutinim yok.
Formunuzu korumak için neler yaparsınız?
Doğum yaptığımdan beri inanın sadece yürüyorum. Spora vakit ayıramıyorum ne yazık ki.
Her paylaştığı olay olan Şeyma Subaşı, şimdi Miami'de tatiline devam ediyor. Bu tatiline Şeyma Subaşı'nın kızı Melisa Ilıcalı da eşlik ediyor.