İkinci şehrim...

26 Şubat 2021

İzmir deyince..
Aklıma büyük bir il değil, sadece tatil şehri gelir...
Son birkaç yıl hariç önceleri yıllık iznimin en az bir haftasını İzmir’de geçirirdim.
Genelde Balçova otellerinde kalırdım.
Belli günlerde şehre iner Kordon’da yürür, Alsancak tarafında dolaşır, Sevinç Pastanesi’ne uğrar, kalabalığa karışırdım.
İzmir benim için kafa dinleme yeriydi...
Çünkü İzmir’de İstanbul’un gürültüsü ve karmaşası yoktur.

Yazının Devamı

Yunanistan

25 Şubat 2021

Gazetelerde haber:

“NATO’nun ‘Defender Europe 21’ tatbikatı için ABD, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde yer alan Dedeağaç’a 1800’den fazla zırhlı araç ve 20 bin asker çıkarıyor. Tatbikata Yunanistan’ın ilk kez dâhil edilmesi dikkat çekti.”

ABD Yunanistan’da üsler kuruyor. Yunanistan’la ortak tatbikatlar yapıyor.

Yunanistan savunma bütçesini bu yıl beş kat artırdı. Avrupa Birliği ile ABD’yi bize karşı birleştirdi. Suudi Arabistan,

Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır,

Güney Kıbrıs hep birlikte Türkiye’ye karşı askeri iş birliği adımları atıyor.

Hindistan bile binlerce kilometre öteden geldi, Yunanistan ile askeri iş birliği görüşmeleri yapıyor.

Yunan basınını yakından izliyoruz.

Yazının Devamı

Bizim müttefik...

23 Şubat 2021

NATO eski başkomutanı Wesley Clark’ın videoda bir konuşmasını izliyoruz. Anlatıyor:

“11 Eylül saldırılarından yaklaşık 10 gün sonra Pentagon’a gittim.

Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve yardımcısı Paul Wolfowitz’i gördüm.

Eskiden benimle birlikte çalışanlara selam vermek için aşağı kata indim. Komutanlardan biri beni içeri çağırdı ve:

-  Biraz içeri gelip benimle konuşmalısınız, dedi.

- Siz çok meşgulsünüz, dedim.

- Hayır, dedi, karar verdik, Irak’la savaşa gireceğiz.

Tarih 20 Eylül ya da o tarihe yakındı.

Yazının Devamı

Anılar... Anılar... Vatana dönüş...

20 Şubat 2021

İsveç dönüşü Paris’te bir hafta kaldım. Yorulmuştum. Mayıs güneşi güzeldi. Bir hafta Seine Nehri’nin kıyısındaki taşların üzerinde yattım. Bir yılda kazandığım para bir haftada suyunu çekti. Yurda beş parasız döndüm. Yıl 1966... Okulu bitirip diplomat olacak diye umutlandığı oğlunun İsveç’e gidip bir yıl serserilik yapması annemi müthiş üzmüştü. Ona İsveç’ten armağan olarak bir elektrik süpürgesi alıp, dönmeden önce kargoya vermiştim.

***

Birkaç hafta sonra süpürgenin gümrüğe geldiğini haber verdiler.

Sirkeci’deki Gümrük Müdürlüğü’ne gittim, malı çekmek için işlemlere başladım. Memurların masaları yan yana dizilmişti. Formlar dolduruluyor, komisyoncuların adamı olan muameleciler formları sırayla o masadan o masaya götürüp damgalatıyordu. Ben de aralarına katıldım. Manzara garipti. Formlar uzatılırken altına bir kâğıt para (2.5, 5, 10, neyse) sıkıştırılıyor, memur parayla birlikte formu alıyor, parayı ustaca alt çekmeceye bırakıyor, kâğıdı

Yazının Devamı

Soldan sesler

18 Şubat 2021

Kendisini solcu, sosyalist, sol liberal diye tanımlayan pek çok entel aynı zamanda Atatürk ve Cumhuriyet karşıtıdır.

Atatürk karşıtlığı onlar için adeta solcu olmanın koşuludur.

Prof. Dr. Barış Doster son yazdığı “Milli Mücadele Işığında Türkiye” kitabında bu tipleri ele alıyor. Diyor ki:

“Ülkemizde solcu olmanın ön koşulu Atatürk’e, Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır. Çünkü tam bağımsızlıkçı gelenek, antiemperyalist mücadele, halkçı ve devletçi ekonomi, aydınlanma, kadın erkek eşitliği, feodalizm karşıtlığı, laiklik, çağdaşlık, hep Kemalist birikimin içindedir.”

Atatürk’e şaşı bakanlar gerçek solcu mudur?

Doster anlatıyor:

“Mesela sabahtan akşama kadar kerameti kendinden menkul bir ‘insan hakları, hukuk devleti, özgürlük, demokrasi, sivil toplum, Kürt meselesi’ söylemini dile dolayan sol çevrelerin halkın somut, güncel, yakıcı sorunlarına ilişkin tek bir çözüm önerileri yoktur. Ulaşımdan eğitime, sağlıktan tarıma dek halkın

Yazının Devamı

DEMİR ÖZLÜ

16 Şubat 2021

Soylu bir aydınımızı, yazar Demir Özlü’yü kaybettik. Demir, uzun yıllardır yaşadığı Stockholm’de 13 Şubat’ta kalp yetmezliğinden hayata veda etti.

Demir’le 1980 yılında 12 Eylül sıralarında Stockholm’de birlikteydik. Gazeteci Ulla Lundström ile evliydi. Ayrıca 40 metrekarelik bir çalışma dairesi kiralamıştı. Orada bir süre beni konuk etti. İşsiz, güçsüz, parasız günleri birlikte geçirdik.

Stockholm’e eşi ve çocuğu Milko’nun yanına bir süreliğine gelmişti. Türkiye’de peş peşe aydınlar katledilirken 5 yaşındaki oğlu Milko’nun “Baba ben büyümek istemiyorum, büyünce insanı öldürüyorlar” deyişi çok etkilemişti onu.

İstanbul âşığıydı. Her gün dönmeyi düşünürdü. Ama koşullar engel oldu. Derken Demir’in Almanya’da kimi gazetelerde yayımlanan yazıları üzerine hakkında yakalama kararı alındı. 1986 yılında vatandaşlıktan çıkarıldı. Yetmemiş gibi, pasaportuna ve kimliğine de konsoloslukta el konmuştu. Yurda 1989’da dönebildi.

Yazının Devamı

Anılar Anılar... Buzhane günleri

14 Şubat 2021

Sene 1966.... Mart ayı... Lund şehrinde bulaşıkçılık ve garsonluk günleri sona erdi... Sebep biraz da Barbro oldu… Bizim Grand Hotel’in güzel bulaşıkhane şefi... Hikâye uzun. Sonuçta işten çıkışımı istedim. Doğru Kuzey’e liman şehri Helsingborg’a yollandım. Gemilerde iş arıyorum. Liman işletme müdürlüğünde odadan odaya dolaştıktan sonra Amerika’ya gidecek bir yük gemisinde iş buldum. Günde 8 saat denize projektör tutmak... İşim bu olacaktı. Ancak güverte defteri diye bir şey lazımmış gemilerde çalışmak için. Bende o yok... Olmadı. Oralardaki tek arkadaşım Mustafa Avcı haber verdi. Kavlinge (Şevlinge okunur) adlı köyde mezbahada iş varmış. Doğru Scan (Skon) adlı o mezbahaya... Aslında burası hem kesimhane hem sosis salam gibi et ürünleri imal eden dev bir fabrika... Beni mezbahanın buzhanesine verdiler. Adı üstünde: Buz gibi soğuk bir yer... Büyük baş hayvanlar kesiliyor, askıya asılıyor, tavandaki rayların üzerinden buzhaneye geliyor, biz Per adlı yaşlı ve sinirli zatla domuzları buzhanedeki raylara yerleştiriyoruz. Per

Yazının Devamı

KİTAP ARASI...

13 Şubat 2021

Kitaplığı karıştırırken gözüme Kenan Evren‘in “12 Eylül’den önce ve sonra - Ne demişlerdi, Ne dediler, Ne diyorlar” adlı kitabı ilişti. Milliyet Yayınları’ndan 1997 yılında çıkan bu kitapta Evren, 12 Eylül darbesi öncesi ve sonrası yazılan köşe yazılarını toplamış, vakti zamanında aldığı notları da ekleyerek bir kitap oluşturmuştur. Bu kitabın 360. sayfasında aynen şunları okursunuz:

“Melih Aşık da bana karşı olanlar arasında baş sıralarda yer alır. Gün geçmiyor ki aleyhimde bir şeyler yazmamış olsun...”

Evren kendisini eleştiren ve onun mizahını yapan yazılarımı da kitabına almış...

Kenan Evren malum, cunta lideriydi, darbe yapmış, askeri rejim kurmuş, 7 yıl cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmuştu.

Ancak ne Cumhurbaşkanlığı döneminde ne sonra hakkında yazılan yazıları dava konusu yaptığını, yazarlarıyla uğraştığını anımsamıyorum.

Baskın Oran’ın “Kenan Evren’in yazılmamış Anıları” adlı kitabı Evren’in Cumhurbaşkanlığı sırasında yayınlandı. Evren, kendisiyle resmen dalga geçen ne bu kitaba ne yazarına dava açtı. Ne satışını engelledi.

İlginç

Yazının Devamı