MİRASYEDİ

30 Mart 2021

Bodrum Konacık’ta bir sitede yaşayan dostumunuz evine MUSKİ’den geldiler. MUSKİ, Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin kısa adı. Görevliler site sakinlerine su sayaçlarının değiştirilmesi gerektiğini bildirdiler. Site sakinlerinin su sayaçlarından şikâyeti yoktu. İtiraz ettiler. Bunun üzerine kendilerine yönetmelik gösterildi. Yönetmeliğin ilgili maddesi şöyleydi:

“Ölçü ve ölçü aletleri muayene yönetmeliğinin 9. maddesinin b fıkrası gereğince elektrik, su ve gaz sayaçlarının periyodik muayenelerinin 10 yılda bir yaptırılması zorunludur.”

Site sakinleri itirazlarını sürdürdü:

- Burada sayaç değişir diye yazmıyor, 10 yılda bir muayene yapılması gerektiği yazıyor.

Görevliler itiraza kulak asmadı:

- Uygulama böyle, 10 yılda bir sayaçları değiştiriyoruz.

- Ayrıca, bizim site inşa edileli 10 yıl olmadı ki.

- Saatlerin imal tarihi önemli.

Yazının Devamı

Anılar... Anılar... GÜNEY’Lİ YILLAR

28 Mart 2021

Sinemaya adımımı nasıl attım...

Bu başlık altında bir şeyler yazmak isterdim. Ama sinemaya çok istesem de adımımı atamadım. Kıyısından döndüm...

Sene 1971... Televizyondan atılınca, yönetmen arkadaşım Tunca Yönder’le birlikte Odak Reklam’ın kapısını çaldık. Şahin Tekgündüz TRT Haber Merkezi’nden ayrılmış, Odak Reklam’ı kurmuştu. Tunca ile sinemalara reklam filmi yapmaya başladık.

Hafta içinde filmleri çekiyoruz. Cuma akşamı otobüsle İstanbul’a gidiyoruz. Cumartesi, pazar filmlerin montajları yapılıyor. Küçük parçalar birbirine bağlanıyor. Pazar öğlen sonrası seslendirme hallediliyor. Akşam yine otobüsle Ankara’ya dönülüyor. Pazartesi sabahı filmler sinemalara dağıtılıyor. Mevsim kış. Otobüsler bazen kara saplanıyor. Bazen kayıp yol kenarlarındaki araçlara tosluyor. İş zor. Ama zorluğu umursamıyoruz. Özellikle hafta sonları güzel geçiyor. Acar Film’de çalışıyoruz. Yılmaz Güney de filmlerinin montajını orada yapıyor. Yılmaz’ın çalıştığı geceler stüdyo şenlik halinde. O zaman

Yazının Devamı

Montrö niye şart?

27 Mart 2021

TBMM Başkanı Prof. Mustafa Şentop, çarşamba akşamı bir televizyon kanalında Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini savunurken şöyle dedi:

“Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi’nden kararnameyle çekildiği gibi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden de diğer uluslararası anlaşmalardan da çekilebilir.”

Deniz hukuku konusunda yetkili bir isim olan E. Tümamiral Cem Gürdeniz bu sözleşmenin önemini “Lozan Antlaşması’nı Cumhuriyet’in omurgası kabul edersek, Montrö Sözleşmesi bu omurganın en önemli tamamlayıcı kısmıdır” diyerek belirtti. ABD’nin uzun yıllardır Karadeniz’e çıkmak istediğini, Montrö’nün buna engel gördüğünü anımsattı.

E.Büyükelçi Onur Öymen ise şu hatırlatmayı yaptı:

- Montrö Sözleşmesi’nden çekilince boğazlar hangi hukuka göre yönetilecek? Lozan Antlaşması’nda boğazların bazı bölümlerinin askersizleştirilmesi ve bir komisyon tarafından denetlenmesi öngörülüyordu. Bu rejime mi

Yazının Devamı

KRİTİK HAMLE

25 Mart 2021

Resmi Gazete’de yayımlanan bir yönetmelikle...

TSK’ya subay ve astsubay yetiştiren Harp Okulları’na giriş şartlarında önemli bir değişiklik yapıldı. Önceki yönetmelikte bulunan “irticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” hükmü kaldırıldı. Bunun yerine, “terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen gruplara üyelik, iltisak ya da irtibatı bulunmamak” şartı getirildi.

Bu son maddeyi okuyan bir dostumuz:

- Kim karar verecek, o önemli sorusunu ortaya attı.

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Cumhuriyet’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“Bu değişiklikle tarikatlara ve cemaatlere, eğer iktidara karşı bir tavırları yoksa harp okullarına giriş yolu açılmış oluyor. İktidarın, ‘Bize yakın olursa, tarikatların orduya yerleşmesinde hiçbir sorun yok’ anlayışının yansımasıdır. Görülüyor ki iktidar geçmişten hiçbir ders çıkarmamıştır.”

Son günlerin en kritik kararlarından biri de bu yeni yönetmelik oldu.

İ

Yazının Devamı

ALMANYA’YA ŞÜKRAN

23 Mart 2021

Almanya Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na birlikte girdiler. Önde Dr. Özlem Türeci ve Prof. Uğur Şahin.

Arkalarında, üç adım gerilerinde, Almanya Başbakanı Angela Merkel.

Koronavirüse karşı ilk aşıyı geliştiren bilim insanları Özlem Türeci ile Uğur Şahin’e Almanya’nın en yüksek devlet madalyası veriliyordu. Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier kısa törende dedi ki:

“Çin’in Vuhan kentindeki virüs salgınından bir pandemi oluşacağını erkenden görmekle kalmadınız. İleri görüşlülüğünüzü, bilgi ve keşif ruhuyla birleştirerek on yıllardır sürdürdüğünüz araştırmanın deneysel yönünün bir aşıya dönüşebileceğini gördünüz.

Henüz Avrupa’ya ulaşmadan virüsün önünü kesecek ve hayat kurtaracak bir aşı geliştirmek için Işık Hızı adlı projeyi hayata geçirdiniz. Yol açıcı keşfiniz insan hayatı kurtarıyor, yaşamları kurtarıyor, toplumsal, ekonomik, kültürel olarak hayatta kalmamızı güvence altına alıyor.”

Türeci ve Şahin,

Yazının Devamı

Anılar... Anılar... Komşumuz Barış Manço

21 Mart 2021

Barış, apartman komşumuzdu. Moda’da Belkıs Dilligil Sokak’taki apartmanda biz ikinci katta oturur, üzerimizde Lale Manço’nun sevgili ablası Berrin Çağlar ve gitarist eşi Ahmet Güvenç ile kızları Melis yaşar, onların karşısında da Lale ve Barış Manço ile oğulları Doğukan ve Batıkan otururdu. Barış benim tanıdığım en ünlü sanatçıydı sanırım. Sabah apartmanın kapısından çıkarken karşımızdaki Kadıköy Kız Lisesi’nin bizim tarafa bakan sınıflarında dersler durur, kızlar pencerelere yığılır, “Barış Barış” diye çığlıklar atardı. Barış onlara uzun uzun el sallar, kızlar da hep bir ağızdan kahkahalar atarak, “Arkadaşım Eşek”i veya “Domates Biber Patlıcan” şarkısını söylerdi.

O okulda öğretmenlerin Barış’ı görünce çılgına dönen kız öğrencileri durdurmak için yapacağı bir şey yoktu. Derslere mecburen birkaç dakika ara verilirdi. Barış’ı kıskanmak için daha pek çok sebep vardı. Ben Milliyet’in koskoca! yazarına günde 3-5 mektup ya gelir ya gelmezdi. Barış’a her gün

Yazının Devamı

ANTİ TÜRKÇÜ

20 Mart 2021

Andımız, tartışmanın esas konusu değildir

Tartışma, “Andımız”ın başındaki “Türk’üm” sözü üzerinedir.

Daha da büyük sıkıntı! Türk sözünün yalnızca Andımız’da değil Anayasa’da da yer almasıdır.

Anayasa 66. madde şöyle diyor:

“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”

Bu madde 1924 Anayasası’na farklı etnik kimliklerin Türk değil diye aşağılanmaması, eşit addedilmesi için konulmuşsa da...

Irkçı bir vurgu yaptığı iddiasıyla hedefe konuldu.

Özellikle 2013 yılında çözüm sürecinde gündeme geldi. İçinde

Yazının Devamı

Yine Metin ile...

18 Mart 2021

Metin Oktay’la ilgili anı yazımız çok büyük ilgi gördü. O dönemi yaşayanlar Metin’le ilgili anılarını gönderdiler. Bir kitap yaparsam bu anıları da ekleyeceğim.

İstanbulspor ve Fenerbahçe’de futbol oynamış eski ünlü kalecilerden, Arap lakaplı Yılmaz Urul da anılarını gönderenler arasındaydı. Bir milli maç öncesi kampta Metin ile aynı odada kalmışlar. Yılmaz takımın en gençlerinden. Gece pencere kenarındaki yatağında kitap okuyormuş. Metin yerinden kalkıp pencereyi kapatmış. Yılmaz, ‘Abi söyleseydin ben kapatırdım’ deyince, Metin ‘Sen kitap okuyorsun’ deyivermiş.

***

Youtube’da Metin’le ilgili iki belgesel gördük. İkisi de maalesef aceleye gelmiş. Metin’i en iyi kaleciler anlatır. Eski Futbol Federasyonu Başkanı M. Kemal Ulusu ile konuşuyorduk dün. Yılmaz Urul’dan başka Metin’in karşısında oynamış Necmi Mutlu, Şükrü Ersoy gibi kalecilerin de halen sağ olduklarını hatırlattı. Onlarla da röportaj sağlanabilir, düzgün bir belge film yapılabilir Metin’le ilgili.

Gazete arşivlerindeki siyah

Yazının Devamı