Kısa süre önce Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, işgücü piyasasındaki sorunları ekonomimiz açısından temel sorun alanı olarak işaret etti. Özellikle düşük istihdam oranının ve genç işsizlikte yaşanan artışların arzu edilmeyen seviyede olduğunun altını çizdi. Şimşek, bu olumsuz tablonun önemli ölçüde işgücü mevzuatının katılığından kaynaklandığını da söyledi.
Ekonominiz güçlü olmakla beraber, eğer işgücü piyasalarını düzenleyen mevzuatınız günün rekabet koşullarına uygun değilse, orada sorun vardır. Ekonomik büyümeye rağmen iş yaratılamamasının önemli sebeplerinden birisi de budur.
Evet, Türkiye’de işgücü piyasasının halen mevzuat açısından katı bir yapıya sahip olduğu öne sürülebilir. Ancak bu görüş son yıllarda gerek İş Kanunu’nda yapılan kısmi süreli çalışmaya ilişkin düzenlemeler, gerekse özel istihdam büroları yoluyla geçici iş ilişkisinin kurulmasına olanak tanıyan düzenlemelerle değişmeye başlamıştır. Türkiye’de esnekliğe ortam sağlayan yasal çerçeve aslında oluşmuştur. Ne var ki, bu gelişmelere rağmen ülkemiz uluslararası istatistiklere göre halen katı bir çalışma düzenine sahiptir.
OECD’ye göre; istihdam koruma mevzuatı açısından OECD ülkeleri içinde en katı mevzuata sahip
Yeni çıkarılan kanun maddesi ile doğum ve evlat edinme sonrası kadın ve erkek işçilere tanınan kısmi süreli çalışma hakları yeni bir boyut kazandı. Söz konusu yasal düzenleme, kadınların anne olduktan sonra çalışmayı bırakmasını ve işgücü piyasasından kopmasını önlemek için getirilmiş düzenlemeleri kapsıyor. Bugünlerde kısmi süreli çalışma hakkının nasıl kullanılacağı ve uygulamaya ilişkin genel esasları düzenleyen yönetmeliğin çıkması bekleniyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik metni, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından imzalanmış ve Başbakanlığa sunulmuş durumda. Bugünkü yazımızda, doğum ve evlat edinme sonrasında tanınan kısmi süreli çalışma hakkına ilişkin merak edilen hususları ele alacağız.
1 - Doğum veya evlat edinme sonrasında ne kadar süreyle kısmi süreli çalışılabilir?
Gerek İş Kanununun 74. madesinde yapılan değişikliğe, gerekse çıkması beklenen “Analık İzni veya Ücretsiz İzin Sonrası Yapılacak Kısmi Süreli Çalışmalar Hakkında Yönetmelik”te yer alan düzenlemelere göre; doğum sonrasında kısmi süreli çalışma hakkının iki şekilde düzenlenmiş. Buna göre, ilk olarak analık izninin bitiminden itibaren çocuğunun bakımı ve
İşte Güvenlik (3)
Yazı dizimizin son gününde işverenlerin işyerinde alması gereken tedbirler ve kurması gereken organizasyon ile ilgili detayları paylaşmaya devam ediyoruz. Pek çok işveren işyerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmek zorunda olduğunu dahi bilmiyor. Bununla birlikte, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğü henüz başlamamış işyerlerinde bile yapılması gereken pek çok iş var.
Nasıl görevlendirilir?
Bugün itibarıyla 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri ve kamu kurum ve kuruluşları dışında bütün işyerlerinin iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmesi gerekiyor. İşverenler bu görevlendirmeyi üç şekilde yapabilir. Mevcut çalışanlardan iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi sertifikası bulunanlar arasından görevlendirme yapılması mümkündür. Bu nitelikte bir çalışan bulunmuyorsa işveren Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri’nden (OSGB) iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmeti satın alabilir. Üçüncü yol ise işverenin gerekli sertifikalara sahip olması halinde kendisinin bu hizmetleri yerine getirmesidir.
Atamalar KATİP’ten
İşverenler iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmelerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik
İşveren işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için gerekli tedbirleri almakla yükümlü. Ancak iş bununla bitmiyor. İşçi de alınan tedbirlere uymak zorunda. Tedbir almayan işveren nasıl tazminat ödemek zorundaysa tedbirlere uymayan işçi de işini tazminatsız kaybedebilir
İşverenler, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
İşverenin aldığı tedbirlere işçinin de uyması gerekir. Genellikle işverenlerin almadığı tedbirlerden bahsedilir ancak çoğu kez işçilerin bu tedbirlere uymaması söz konusu olmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almayan işvereni tazminat ve hatta hapis cezası beklerken, tedbirlere uymayan işçi de işinden olabilir.
İşyerinde sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınması işverenin yükümlülüğündedir. İşveren işyerinde yürütülen faaliyete göre belirlenen güvenlik önlemlerini alır ve araç gereçleri sağlar. Bu konuda gereken teknoloji seviyesine uygun önlemlerin alınması zorunluluktur. İşveren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminden gelen bildirimlere uyarak iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin öngördüğü tedbirlerin alınmasını sağlamakla yükümlüdür.
3 bin liralık bir ağ, inşaattan düşen işçinin hayatını kurtarırken işvereni de yıllar sürecek davadan, maddi tazminat ve vicdan azabından kurtardı. Kazaları önlemek bu kadar kolay. Araştırmalara göre kazaların yüzde 98’i önlenebilir
Hafta başında 3 bin TL’lik filenin yüksekten düşen inşaat işçisinin hayatını kurtarması sonrası, gözler yeniden iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine çevrildi. Neyse ki, bu sefer iş kazası sonucu ölümler neticesinde değil, alınan tedbirlerin bir canı kurtarması sonrası kamuoyunun dikkati bu konuya odaklandı. Biz de bu vesileyle üç günlük bir yazı dizisi ile iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yanlış algıları kafalardan silmeye ve konunun detaylarını aktarmaya çalışacağız. Yazı dizimizin ilk gününde işyerlerinde alınması gereken tedbirlerin neler olduğu üzerinde durarak, iş kazalarını önlemenin, maliyetlerine katlanmaktan çok daha ucuz olduğunu örneklerle ortaya koyacağız.
Kararlı olmak şart
İş kazalarının yüzde 98’i önlenebilir nitelikteki kazalar. Dolayısıyla, iş kazasının gerekli tedbirler alındığında çalışma hayatından silinebilecek bir olgu olduğunu söylemek mümkün. Yeter ki, işveren ve işçi kesimi bu konuda kararlı olsun. İş kazalarının
Yaklaşık 1.5 ay önce Türkiye’de çalışan yabancılarla ilgili izin şartları değişti. Yabancı çalışma izni harçlarında ve cezalarda değişikliğe gidildi. Bunun yanında, yabancıların çalışmaları için verilen izin belgelerine ilişkin olarak değerli kâğıt bedeli tahsil edileceği de hükme bağlandı. Böylece, yabancı çalışma izni harçları yenilenmiş oldu. Yasal izinleri alınmadan çalıştırılan bakıcılar tespit edildiğinde cezalar artırılırken, yabancı işçi çalıştıranların da sorumlulukları artırıldı. “Çocuğuma, yaşlı yakınıma evde iyi şartlarda bakılsın ama cebimden de fazla para çıkmasın” diyerek izinsiz bakıcı çalıştıranların bir kez daha düşünmesinde yarar var.
1 - Yabancı çalışan için kimden izin almam gerekiyor?
Çalışma izin başvuruları yabancı şahısları çalıştırmak isteyen işveren, kişi veya kuruluşlarca yapılır. Başvuruları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kabul ediyor.
2 - Yabancı çalışanın iznini yurtdışından gelmeden alabilir miyiz?
Yabancı çalışma izinleri için yurtiçinden de yurtdışından da başvuru yapılması mümkün. Yabancıların, yurtdışından Türkiye’de çalışmak için ilk başvurularını uyruğunda bulundukları veya daimi ikametlerinin olduğu ülkedeki Türkiye
Türkiye’de sosyal yardım alan hane sayısı 3 milyon. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın verilerine göre, 2015 yılı itibarıyla yapılan sosyal yardımlar 25 milyar 628 milyon TL. Söz konusu yardımlar kapsamında en az bilinen, istihdam yardımları. Çok fazla bilinmeyen bu yardım çerçevesinde, sosyal yardım alan bir kişi eğer iş aramaya başlarlarsa istihdam yardımından yararlanabiliyor.
3 yöntem var
İstihdam yardımları üç şekilde uygulanıyor. Birincisi, sosyal yardım alan bir kişi iş görüşmesine gitmesi durumunda, işe başvuru veya kabul aşamasında işverene sunulması gereken sağlık raporu, fotoğraf vb. giderler için bir yıl içinde azami 3 defa olmak üzere 40 TL ile 100 TL arası yardımdan yararlanabiliyor. İkinci olarak, sosyal yardım alan kişiler, eğer işe yerleşirlerse aynı yıl içinde bir defaya mahsus olmak üzere, on altı yaşından büyükler için belirlenen aylık asgari ücretin brüt tutarının 1/3’ü kadar nakdi yardım da alabiliyor. Bu kapsamda, 2016 yılı itibarıyla sosyal yardım alan bir kişi işe girmesi durumunda 507 TL işe başlama yardımı alıyor. Böylece, sosyal yardım alırken işe giren bir kişi ilk ücretinin yanında, bir de işe başlama yardımı almış oluyor.
Son
Şirketlerin çalışanlarıyla empati kurmaları ve çalışanların tümünü kapsayan bir yaklaşım benimsemeleri denildiğinde, akla ilk gelen birim insan kaynakları oluyor. Ancak gerçekte bir şirkette “ofis empati programlarının” uygulanmasına en az katılan birim insan kaynakları. Çünkü şirketlerde empatinin öneminin en fazla farkında olanlar, bu birimler. Bu anlamda, CEO’lar ve yönetim kurulu üyeleri bile söz konusu programlara daha fazla katılıyor.
Empati, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlardaki motivasyonu anlamak olarak tanımlanıyor. Yani, bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onu bakış açısıyla bakması, o kişinin duygu ve düşüncelerini hissetmesi, o kişiyle empati kurmak anlamına geliyor. Empati, iş hayatına hızla nüfuz etmiş durumda. Ancak empati kurmak her zaman çok kolay olmayabiliyor. Çünkü çalışanların ve yöneticilerin, yani şirkette bulunan herkesin kendine özgü bakış açısı, çevresi, yetiştirilme tarzı ve önyargıları var.
Küresel endeks var
İngiltere’de yayınlanan Küresel Empati Endeksi verilerine göre, empatik şirketlerin büyüme ve verimlilik oranları daha yüksek. Şirketlerin yönetim katındaki en üst düzey