Çalışma hayatı herkesi ilgilendiren, pek çok farklı tarafı bulunan ve bu tarafların haklarının çok hassas olduğu bir konu. Ortaya dökülen yanlış bir bilgiyle, toplumun bir kesimi gereksiz yere beklenti içine girebilir. Hafta içerisinde kayıt dışı istihdama af getirildiği ve yaştan emeklilik koşullarında değişiklik yapıldığı yönünde iki bilgi paylaşıldı. Bugün bu iki konudaki durumu ve gelişmeleri 10 soruda açıklamaya çalışacağım.
1 Kayıtdışı istihdamda işverene hangi yaptırımlar uygulanıyor?
Kayıt dışı istihdam, yani sigortasız işçi çalıştırma Türkiye işgücü piyasasının en büyük sorunlarından biri. Son 10 yılda bu konuda çok önemli adımlar atıldı ve kayıt dışı istihdam oranı yüzde 50’lerden yüzde 30’lar seviyesine geriledi. Bu gerilemede sigorta prim teşviklerinin büyük payı var. Sigorta prim teşviklerinden yararlanmak için sigortasız işçi çalıştırmamak gerekiyor.
Sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilen işverene tespitin nasıl yapıldığına göre farklılaşan oranda idari para cezası uygulanıyor. Fiili denetim veya teftişler sonucunda sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilen işverene 5 kalemde idari para cezası uygulanıyor. Teftiş ve denetimler sonucunda bir işçiyi kayıt dışı
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını İyileştirme Vakfı (Eurofound) işbirliğiyle yayımlanan yeni bir rapor, çalışma hayatında bilgi iletişim teknolojilerinin kullanılmasının daha iyi bir iş yaşam dengesi kurulmasını kolaylaştırdığını ortaya koyuyor. Bilgi iletişim teknolojilerinin nimetleri olan akıllı telefonlar, tabletler, taşınabilir bilgisayarlar ve tabii ki internet, ne zaman nerede olursanız olun çalışabilmenizi ve işvereninizin sizden beklediği işi işyerinde olmadan da yapabilmenizi sağlıyor. Yani, teknolojik gelişmeler sayesinde özellikle masa başı işler açısından işinizi yapmak ve teslim etmek sadece bir tık uzağınızda. Diğer taraftan, raporda söz konusu kolaylığın bazen çalışma hayatı ile özel hayat arasındaki sınırları bulanıklaştırdığına da dikkat çekiliyor.
Evde misin, işte mi?
ILO ve Eurofound’un işbirliğinde hazırlanan “Ne Zaman Nerede Olursa Olsun Çalışma: Çalışma Yaşamı Üzerindeki Etkileri” başlıklı rapora göre; akıllı telefon, tablet, dizüstü ve masa üstü bilgisayar gibi dijital teknolojilerin işte, evde, kısacası her yerde gitgide yaygınlaşan kullanımı geleneksel çalışma şeklini hızla dönüştürüyor. Raporda, bu durumun işe gidiş
1- İşsizler maaşına daha çabuk mu kavuşacak?
Torba kanunda çalışma hayatının neredeyse bütün taraflarına yönelik hükümler var. İşsizler için getirilen hüküm işsizlik maaşının ödenme tarihini öne çekiyor. Şu an için işsiz kalan bir kişi İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenek almaya hak kazanmış ise ilk ödeme işsizin maaş almaya hak kazandığı tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılmak durumunda. Yani, 1 Şubat’ta işsiz kalan bir kişi 31 Mart’a kadar işsizlik ödeneği almayı bekleyebiliyor. Değişiklik sonrası bu süre kısalacak. İşsizlik ödeneğine başvuran kişiye verdiğimiz örnekte en geç 5 Mart’ta ödeme yapılacak.
2- Ahilik Sandığı uygulaması esnafa ne getirecek?
Torba kanunla birlikte Esnaf Ahilik Sandığı kurulacak. Böylece, işçiler için uygulanmakta olan İşsizlik Sigortası Fonu Bağ-Kur’lular için de hayata geçecek. Bu sayede, kendi işini yapan esnaf da, işyerlerini kapattıklarında gerekli şartları yerine getirerek işsizlik maaşı alabilecek. Bağ-Kur’lulara 5 puanlık indirimin uygulanması ile prim miktarında bir indirim sağlanmıştı. Esnaf Ahilik Sandığı’nın kurulması ile birlikte prim indirimi sonrası esnafa bir miktar ek yük getirilmiş olacak ama buna karşılık güvence de sağlanacak.
3- Ahilik
6764 sayılı Kanun ile stajyer çalıştıran firmaları ilgilendiren önemli düzenlemeler getirilmişti. Stajyer çalıştıran işverenler açısından stajyer ücretlerine ilişkin yeni düzenleme ile 10 ve daha fazla öğrenciye beceri eğitimi, staj ve tamamlayıcı eğitim yaptırmaları durumunda bir eğitim birimi kurma ve bu birimde iş pedagojisi eğitimi almış usta öğretici veya eğitici personel zorunluluğu düzenlemesi önem taşıyor.
Zorunluluk halleri
Mesleki eğitim kapsamında olan ve 10 ve daha fazla sayıda çalışanı bulunan işletmelerde mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi, mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumu öğrencilerine staj ve tamamlayıcı eğitim ya da mesleki ve teknik eğitim veren yükseköğretim kurumu öğrencilerine staj yaptırılması gerekiyor.
Bu kapsamda, çalışan sayısının en az yüzde 5’i kadar öğrenci işletmede beceri eğitimi, tamamlayıcı eğitim veya staj görmek zorunda. Diğer taraftan, zorunluluğu yerine getirmeyen işletmelere her bir öğrenci için mesleki eğitime katkı payı ödeme şeklinde bir yaptırım getirilmiş durumda.
Beceri eğitimi gören veya staj yapan öğrencilere ödenmesi gereken en düşük ücret de belirlenmiş durumda.
Ücret değişti
Buna göre,
Kadın çalışanlar doğum nedeniyle iş hayatından uzak kalır. Bu nedenle de emekli olmak için gerekli gün sayısı şartını doldurmakta zorlanırlar. İşte bu yüzden doğum borçlanması düzenlemesi ile doğum nedeniyle iş hayatından uzaklaşan kadın çalışanlara doğum borçlanması hakkı tanınır. Ancak her durumda doğum borçlanması yapmak gerekli olmayabilir. Bugünkü yazımda doğum borçlanması ile ilgili detayları 10 soruyla açıklamaya çalışacağım.
1 Kimler doğum borçlanması yapabilir?
SGK 2014 yılına kadar bütün sigortalılara doğum borçlanması hakkı tanımıyordu. 2014 yılında 6552 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonrasında bütün sigortalılara doğum borçlanması hakkı tanındı. Bu tarihten sonra sigortalılık statüsü fark etmeksizin bütün kadın sigortalılar doğum borçlanması yapma hakkına kavuştu. 4/a’lı, 4/b’li ve 4/c’li, yani SSK’lı, Bağ Kur’lu ve Emekli Sandığı mensubu bütün kadın sigortalılar doğum borçlanması hakkına sahip.
2 Doğum borçlanması yapma şartları nelerdir?
Doğum borçlanması yapılabilmesi için doğum yapan kadının doğumdan önce sigortalı olarak çalışıyor olması şarttır. Sigortalılık öncesi doğumlar borçlanılamaz. Diğer yandan, doğum borçlanması yapılabilmesi için doğan çocuğun sağ
Çalışanları temsil eden, onlara topluluğun gücünü kazandırarak işverenle pazarlık edebilir hale getiren sendikalar gerçek güçlerine ancak bir toplu iş sözleşmesi imzalayabildiklerinde kavuşurlar. Toplu iş sözleşmesi imzalayamamış bir sendikanın temsil gücü zayıf kalacaktır. Toplu iş sözleşmesinin imzalanmasıyla birlikte işveren yapılan bir sözleşmenin tarafı haline geldiğinden işverene isteklerini yaptırma konusunda daha fazla imkana sahip olacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2015 yılı istatistiklerine göre, 1.632 toplu iş sözleşmesi yapılmış ve bu toplu iş sözleşmelerden 644.985 işçi yararlanmış durumda. Aynı yıl için 1.429.056 sendikalı işçi bulunuyor. Yararlananların bir kısmının da sendikalı olmadığını değerlendirirsek, sendikalı işçilerin az bir oranı toplu iş sözleşmesinden yararlanıyor. Dolayısıyla, sendikaların büyük çoğunluğunun toplu iş sözleşmesi yapamadığı düşünülebilecektir. Bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmesi yetki belgesi almasına bağlıdır. Bugünkü yazımızda bu süreçler üzerinde duracağım.
Yetki şart
Bir sendikanın toplu iş sözleşmesi mücadelesine başlayabilmesinin en önemli şartı yetki sahibi olmasıdır. Sendikalar hukuka uygun bir şekilde
Geçtiğimiz hafta Meclis gündemine gelen Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, çalışma hayatına ilişkin çok sayıda önemli düzenlemeyi içeriyor. Esnafın dara düştüğünde birlik olması için Ahilik örgütlenmesinden hareketle bir Esnaf ve Ahilik Fonu oluşturulacağının ipuçları geçtiğimiz ay bizzat Başbakan Binali Yıldırım tarafından verilmişti. İşte yasa tasarısında getirilen düzenlemelerden birinin de söz konusu fona ilişkin olduğu görülüyor.
Başbakan’ın deyimiyle, Ahilik “Ben değil, biz” demek. Bu düşünceyle, esnaf için tasarruf artırıcı bir mekanizma olarak getirilmesi planlanan Ahilik Fonu ile iflas eden veya dükkanını kapatan esnafa işsizlik maaşı bağlanmasını sağlayacak.
Tasarının yasalaşması halinde, Ahilik Fonu önümüzdeki aylarda devreye girecek ve ekonomik zorluklar nedeniyle iflas eden ya da dükkânını kapatmak zorunda kalan esnaf, ekonomik durumunu düzeltip yeni bir işyeri açana kadar belirli bir süre fondan yararlanacak. Devlet de İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki gibi fona katkı yapacak.
Ahilik nedir?
Ahilik, Ahi Evran tarafından kurulan esnaf dayanışma teşkilatıdır. Yani, bugünün esnaf odalarına benziyor. Ahilik, Selçuklu ve Osmanlı
2012’den bu yana Türkiye’de yaşayan herkesin genel sağlık sigortalısı olması sonrası prim ödeme zorunluluğu doğdu. Çalışmayan, hiçbir geliri olmayan ve bir sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilerden olmayanların gelir testi yaptırması şart. Gelir testi sonucuna göre yaşadığı hane içerisindeki kişi başına düşen gelir asgari ücretin 3’te 1’inden düşük olan kişilerin primlerini devlet ödüyor. Ancak kişi gelir testi yaptırmaz ise her ay adına prim borcu birikiyor. Geçen hafta Meclis’e sunulan kanun taslağı bu konuda yeni düzene geçilecek. Peki, kimler gelir testine girmek zorunda, gelir testi kalkarsa uygulama nasıl olacak? Bugünkü yazımda gelir testi ile ilgili merak edilenlere cevap vermeye çalışacağım.
1 Kimler gelir testi yaptırmak zorunda?
Sigortalı olarak çalışmayanlar ve bir sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsünde olmayan kişilerin gelir testi yaptırması gerekiyor. Diğer yandan, işsiz kalan bir kişinin hemen gelir testi yaptırması gerekmez. İşsiz kalan ve işsizlik sigortasından maaş alan bir kişi işsizlik sigortasından maaş aldığı süre boyunca gelir testi yaptırmadan sağlık hizmetlerinden yararlanabilir. Ayrıca işbaşı eğitim programına katılan bir kişi ve bu